Floreluctus: Yasla Açan Çiçekler ve Hazır Olmadığımız Yüzleşmeler

Bazen sanat, siz hazır olmadığınızda bile ihtiyacınız olanı karşınıza çıkarır. Benim için bu an, Artweeks İstanbul kapsamında The Ritz-Carlton Residences’da gezdiğim Cem Güventürk’ün “Floreluctus” sergisiyle yaşandı. Dördüncü kata çıktığımda beni karşılayan ilk eser, o an diğer bütün işlerin önüne geçti ve beni kişisel bir yüzleşmenin içine çekti. Belki de ilk kez bir sergide gözlerim doldu. Yakın zamanda bir kayıp yaşamanın verdiği tazelikle, yaşamaktan korktuğum, ertelediğim ne kadar duygu varsa, o an, orada benimle yüzleşti.

Cem Güventürk’ü çoğunlukla, sosyal medyada veya çeşitli platformlardaki söyleşilerde karşımıza çıkan, duygularımıza doğrudan dokunan ve kolay bağ kurmamızı sağlayan çizgi/illüstrasyon temelli işleriyle tanıyoruz ancak, sanatçının üçüncü kişisel sergisi “Floreluctus”, bu popüler dilin ardında ne kadar derin ve katmanlı bir kavramsal altyapı yattığını sarsıcı bir netlikte ortaya koyuyor. Serginin küratörü Begüm Güney ile birlikte seçtikleri “Floreluctus” ismi, tüm konsepti özetliyor. Latince iki kelimenin birleşimi: “Flora” (Çiçek, doğa) ve “Luctus” (Keder, yas, matem). Yani “Yasla Sulanmış Çiçek” ya da “Matem İçinde Açan Çiçek”.














