Frankenstein: Yaratıcının Sorumluluğuna Dair Bir Hikâye

Guillermo del Toro’nun 30 yıldır hayalini kurduğu ve kariyerindeki en heyecan verici proje olarak nitelendirdiği Frankenstein, 82. Venedik film festivalinde prömiyerini yaptı. 13 dakika ayakta alkışlandı ve oyuncularıyla kırmızı halıda da beklenen sükseyi yarattı… Jacob Elordi, Oscar Isaac, Mia Goth ve Christoph Waltz’u başrollerine taşıyan filmin iki buçuk saatlik süresi bir an olsun fazla hissettirmiyor. Bir Netflix filmi olduğunu da ekleyelim ve film hakkındaki fikirlerime geçeyim.
Elordi ile vücut bulan canavar tasviri, bildiğimiz Frankenstein uyarlamalarından biraz uzak. Geleneksel grotesk figür yerine, daha yenilikçi bir karakter tasarlamış Del Toro. Elordi’nin fiziksel bir rolün altından kalkabileceğine güvenmiş ve Elordi de onu pişman etmemiş bence. Canavara son derece insani bir yerden yaklaşan yönetmen, “Bakın kardeşim asıl canavar doktor Frankenstein” diyor adeta. En azından tercih ettiği üslup ve anlatısını kurduğu perspektif bize onu gösteriyor. Filmin ilk yarısını Oscar Isaac’in canlandırdığı Victor Frankenstein’ın gözünden, ikinci yarısını da canavarın gözünden anlatıyor. Bu şekilde kurduğu denge, karakterlerine objektif bir yerden yaklaşan bir masal anlatıcısı olduğunu göstermiyor ama. Kağıt üstünde eşitlikçi, fakat özünde taraflı ve duygu yoğunluğu yüksek bir anlatım mevcut.









