Sergide boşluk-doluluk ve hacim gibi biçimsel çalışmalardan sonra daha önce 4.İstanbul Binali’nde sergilenmiş “Orient’te Buluşalım (1995)” isimli çalışması sergideki en sevdiğim çalışma. Sanatçı Aya İrini’deki işini şöyle anlatıyor “Aya İrini’de sergilediğim iş, ‘Orient’te Buluşalım’ için büyük bir balon kullandım. Bu mavi bir balondu, göksel bir mavilikten, ulvi bir mavilikten aşağıya doğru bütün dünyanın haritaları, alttaki vaftiz çanağı gibi duran çanağa iniyorlardı. Bu çanağın içinde su vardı, suyun içinde yıkanıp arınan pirinçten yazılmış devlet isimleri bulunuyordu. Mavi balonun üzerine boncuklarla işlenmiş bir file yapmıştım. Bu balonu asabileceğim yeri bulmak kolay olmamıştı. Çünkü Aya İrini’ye küçücük bir çivi dahi çakılmasını istemiyordum. Zarar vermekten kaçıyordum. En sonunda uygun yeri bulduk. Yerden 15 metre yükseklikte hazır bir kanca asılı idi. Bu işi, bu sergi için tasarlamıştım.” (3)
“Orient’te Buluşalım” o kadar güzel bir iş ki , bütün sergiyi gezdikten sonra size onlarca çalışma gösterilse ve içlerinden biri bu olsa Füsun Onur’un elinin değdiğini kesinlikle hissedersiniz. Dünyada bütün sınırlar akmış, bütün ülke isimleri altında bulunan kovaya düşmüş, Nuh tufanı gibi bir arınma, bir kutsanma, belki de bir barış, birlik çağrısı var nasıl okumak, yorumlamak isterseniz.
Sergide katları gezdikçe çalışmalarının çok özgün, feminen ve çok bizden olduğunu hissettim. Bazı sanat eserleri o kadar kusursuza yakın oluyor ki, fazla steril ve özel işlenmiş olmaları izleyicide oluşması gereken duyguların harekete geçmesini engelliyor. Füsun Onur’un çalışmaları kusurlu, materyaller her an karşımıza çıkabilecek nesneler, gerisi kişisel deneyimlerimiz ve sezgilerimiz. Sergiyi özümsemek için herhangi bir akımı çok iyi bilmeye gerek olduğunu düşünmüyorum. Çalışmalar kendilerini, kendi kuralları ve kuralsızlıkları ile çok güzel anlatıyorlar.