Şimdi Gaziantep’in kült mekanı, İmam Çağdaş’tan bahsetmeliyim. Burada her şey leziz! Baklavaları, burmaları, neyi var neyi yoksa yiyiniz efenim. İçeri girer girmez, şehir dışına transfer olmaya hazırlanan tepsi tepsi baklavaları görüyorsunuz. O kadar talep var yani… Ortam güzel, tatlar güzel, servis iyi. Sadece, havuç dilimimin arasına dondurma istediğimi söyleyip, olmadığını duyduğumda biraz hayal kırıklığına uğradım. Benden başka herkes memnundu, nazlılığıma veriyorum. Sonuçta Gaziantep’te ilk kez baklava yerken hayal kırıklığı yaşamak çok da normal bir davranış değildi…
İmam Çağdaş’ın ardından bir güzel kahveye geliyor sıra… Ünlü Tahmis Kahvesi’nde buluyorum kendimi. İçeride, sizi kemiklerinize kadar ısıtabilecek soba mevcut. Bu sıcaklığa bir de ortamın sıcaklığı ekleniyor ve eğer yorgunsanız, çok tatlı bir uyku isteği sarıyor dört bir yanınızı. Ben burayı çok sevdim, çok keyifli bir yerdi. Tahmis’e kadar gelmişken, içeriğinde antep fıstığı tozu olan Menengiç Kahvesi deneyeyim dedim; yoğun bir tadı vardı ve tadı bana pek hitap etmedi. Ardından güzelim Türk Kahvesi ile kapanış yaptım. Burada kahvenin yanında, özenli kaseler içinde minik kuruyemişler sunuyorlar. Osmanlı kahvesini çok severim, eminim Tahmis’te de oldukça güzeldir. Burada beğendiğiniz kahveleri satın alabileceğiniz bir bölüm mevcut. Güzel bir hediye seçeneği de olabilir, aklınızda bulunsun.
Gaziantep’e gelmişken, Gaziantep Atatürk Anı Müzesi’ne de mutlaka uğrayın. Çok güzel ve gerçek detaylarla, Atatürk’ün kaldığı odayı ve ona ait anıları görebilme ve inceleyebilme şansı yakalıyorsunuz. Hemen yakınındaki Oyun ve Oyuncak Müzesi de Gaziantep’in en ünlülerinden. İçeride oyuncaklara ve dünyaca ünlü markalara ait çok güzel örnekler, sizi çocukluğunuzun minnoş sıcaklığına götüren anılar var. Kesinlikle görülmeye değer.