Bugün “gezegeni korumak için neyi daha iyi yapabilirim”, “doğaya duyarlı olacak şekilde, hangi alışkanlıklarımı ne yönde değiştirmeliyim” gibi soruların ‘beslenme’ tarafına cevap olacak, duyarlı bir yeme şekliyle tanışın: Gezegensel Beslenme.
İçinde bulunduğumuz çağ; yaşadığımız dünyaya verdiğimiz önemi ve doğaya duyduğumuz saygıyı, gün içinde gerçekleştirdiğimiz her eylemin belirleyicilerinden biri olarak kabul etmeyi gerekli kılıyor. Yaptıklarımızın gelecek nesillerin yaşamlarında ne gibi büyük izler bırakabileceğinin hep farkında olmalı, bu sorumluluk bilinciyle hareket etmeliyiz. İşte bu noktada, sizlere uygulamaya başlayacağınız duyarlı bir beslenme planıyla gezegen için çok faydalı bir adım atabileceğinizi söylemek istiyoruz: ‘Gezegensel Beslenme’ ile bu mümkün.
Gezegensel beslenme, dünyanın dört bir yanından 37 bilim
insanının EAT-Lancet Komisyonu’nda bir araya geliştirerek oluşturduğu bir
beslenme şekli ve spesifik bir sağlık problemi olmayan herkesin doğaya verilen
insan kaynaklı zararların önüne geçebilecek şekilde bir yeme alışkanlığı
edinebileceği fikrini savunuyor. Söz ettiğimiz komisyonun 2 yıllık
araştırmaları sonucunda ortaya çıkan bulgular da bunu destekliyor ve yaratılan
beslenme düzeninin gezegenin en büyük problemlerinden biri olan açlık sorununa
çözüm getirebileceğini, aynı zamanda da bunun çevreye maksimumda yarar
sağlayarak yapılabileceğini söylüyor. Peki bu neden önemli?
BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Dünya Sağlık Örgütü (WHO)
ve diğer BM örgütleri tarafından ortak yayınlanan 2019 Dünyada Gıda Güvenliği
ve Beslenme Raporu’na göre, dünya genelinde 821 milyon fazla kişi başta açlık
olmak üzere, beslenme ile ilgili durumlardan mağduriyet yaşıyor. Bir yandan da,
gerçek zamanlı dünya istatistikleri ile tanıdığımız Worldometers’ın şu anki
dünya nüfusunu yaklaşık 7.75 milyar olarak gösterdiğini biliyoruz. Dolayısıyla
bir yanda, her gün katlanarak artan bir nüfus, bir yanda ise akıl almaz
boyutlarda bir gıda yetersizliği ile karşı karşıyayız. Bu da hepimizin bir
araya gelerek, doğaya verilen antropojenik zararları, yani biz insanların
aktiviteleri dolayısıyla ortaya çıkan olumsuz sonuçları en aza indirgeyen
kolektif bir beslenme planı oluşturmasını oldukça önemli kılıyor.
Gezegensel beslenme şeklinin hedefleri arasında; açlık problemlerine çözüm getirmek, yanlış beslenme kaynaklı hastalıkların önüne geçmek ve daha büyük ölçekte, küresel ısınmadan türlerin yok oluşuna, doğayı olası her türlü zarardan korumak yer alıyor. Şimdi gelelim, gezegensel beslenmenin nasıl uygulandığına.
Gezegensel Beslenme Nasıl Uygulanır?
Gezegensel Beslenme | Fotoğraf: Unsplash / Randy Fath
Öncelikle doğaya duyarlı bir beslenme düzeninin, yalnızca
bitkisel bazlı besinler tüketmek demek olmadığını ve sanılanın aksine kişiye
herhangi bir mahrumiyet yaşatmadığını, tersine hem sağlıklı, hem de keyiflibir
yeme şekli olduğunu söyleyelim. Tam da bu sebeple, gezegensel beslenme
düzeninde et ve süt ürünleri tamamen yasaklanmıyor, yalnızca tüketilme
sıklıkları ve şekilleri değişiyor. Örneğin, her gün et yeme alışkanlığınız
varsa, değiştirmeniz gereken ilk nokta bu. Gezegensel beslenmeye göre, kırmızı
eti günde yalnızca 14 gram, tavuğu 29 gram, balığı ise 28 gram olacak şekilde
tüketebiliyorsunuz.
Devam edelim… Gezegensel beslenme düzenine sahip bir
kişinin; fasulye, nohut, mercimek ve diğer baklagillere günde 75 gram, ekmek ya
da pirinç gibi tam tahıllara 232 gram, sebzeye 300 gram, meyveye ise 200 gram ayırması
bekleniyor. Araştırmacılar, bu beslenme düzeninde baklagil tüketiminin oldukça
önemli olduğunun altını çiziyor ve her tabağın en az yarısının meyve ve
sebzelerden oluşması gerektiğini söylüyor. Ayrıca, gezegensel beslenme, haftada
bir yumurtadan biraz daha fazla olacak şekilde, günde 13 gram yumurta ve yine
günde bir bardak süte denk gelecek şekilde, 250 gram süt tüketmenizi uygun
görüyor.
Gezegensel beslenme aynı zamanda; ceviz, fındık gibi kuruyemişlerin,
günde 50 gram olacak şekilde, büyük oranda tüketilmesini tavsiye ediyor. Bunun
en büyük sebepleri arasında ise, kuruyemişlerin protein, vitamin, karbonhidrat
ve mineraller açısından oldukça zengin olmaları, yüksek antioksidan ve lif
içerikleri, sindirim sistemini düzenlemek, diyabete ve kansere karşı önleyici
olmak gibi sayısız faydaya sahip olmaları yer alıyor.
Yani baktığınızda, gezegensel beslenme ne sıkı kuralları
olan bir diyet, ne de sevdiğiniz lezzetlerden mahrum kalacağınız bir yeme
şekli. Tersine; daha çok sebze, meyve, baklagil ve kuruyemiş tüketmenizi
destekleyen, odağına hem kişinin, hem de gezegenin sağlığını alan, sürdürülebilir
yaşama hizmet eden ve böylece gezegeni korumayı amaçlayan, oldukça esnek bir yeme
planı.
Doğayı korumak için gezegensel beslenme düzenine geçiş yapmak elbette ki tek başına yeterli değil, ancak harika bir ilk adım!