Gilmore Girls Triosu: Kitap, Müzik ve Kahve!

Her şey doğum günümde arkadaşımın bana bir yemek kitabı almasıyla başladı. Bir yemek kitabı ne kadar romantik olabilir ki değil mi? Ama konu Gilmore Girls olunca her şey mümkün. Küçük bir parantez açarak yazıya başlamak istiyorum çünkü bu yazı yemek kitabıyla başlayan ama ana yemekle devam etmeyen bir yazı olacak. Gilmore Girls dizisiyle hayatının bir zamanında kesişen biriyseniz, Lorelai’ın “coffee coffee” çılgınlığına veya tüm abur cuburları doldurdukları Rory (Alexis Bledel) ve Lorelai (Lauren Graham) film gecelerine şahit olmuşsunuzdur. Luke’un yeri, Sookie’nin mutfağı, Emily’nin cuma akşamı yemekleri derken; bilinen bir gerçek vardır ki Gilmore Girls izleyenler için yemek çok önemlidir. Kristen Mulrooney tarafından kaleme alınan ‘Gilmore Girls: Resmi Yemek Kitabı’ da tam olarak Gilmore’ların tattığı lezzetlere iç geçiren bizlere sunulan bir hediye. Burada bu küçük parantezi kapatalım ve gençlik yıllarımızda hayallerimizi süsleyen bu hikayeye bir de 30’lu yaşlarımızda bakalım istiyorum.
Gilmore Girls bir büyüme hikayesi. Bir anne kızın birlikte büyüme hikayesi hatta. Büyüme hikayeleri her zaman izlerken bize kendimizi iyi hissettirir. Çünkü karakter, olgunlaşır ve kendiyle, çevresiyle ilgili konuları çözer. Bu da biz izleyenlere her zaman umut verir. Sonuçta karakterin başına her ne kadar kötü şeyler gelse de izlerken zamanın her şeye iyi geldiğini görürüz. Bu tarz hikayelerde karakterin hayatı anlatılıyor gibi olsa da biz akıp giden zamanı izleriz. Zamanla değişenleri, zamanla gelişenleri ve umudun asla bitmemesi gerektiğini… Gilmore Girls’e şimdi tekrar bakıyorum da, gençlik yıllarımda hayallerimi süslemiş, beni umutlandırmış masalsı bir büyüme hikayesiymiş. Rory’nin büyüme hikayesi gibi görünse de biz Lorelai’ın da büyümesine şahit olmuşuz. O sırada aynı zaman bizi de büyütmüş…
















