Gökalp Gönen ile Sohbet: Filmleri ve Animasyon Yapmak Üzerine

Gökalp Gönen ismini ilk kez 38. İstanbul Film Festivali’nin Ulusal Kısa Film Yarışması’nda En İyi Kısa Film seçilen filmi “Avarya” sayesinde duydum. O yıl festivalde çalışıyordum, kısa film seçkilerine zaman ayırıp izleyememiştim. 4 yıl sonra, bir sonraki filmi “Lâl” vesilesiyle, Kaş Uluslararası Film Festivali’nin ilk yılında tanıştık — hem Gökalp hem de filmleri ile. Karamsar ama iyi hikâyeleri olan ve bu hikâyeleri anlatmayı çok iyi başaran bir sanatçı, ülkemizde pek de örneği rastlanmayan animasyon alanında uluslararası standartlarda kısa filmler yapan yetenekli bir yönetmen o. Bir animasyon sanatçısı olarak üretiminin reklam filmleri ya da ticari panolarla sınırlı bir alanda kalmasına izin vermediği, sinema da yaptığı için mutluyum ve izlediğim tüm filmlerini, yarattığı dünyaları seviyorum. Üç kısa animasyon filmi “Altın Vuruş”, “Avarya” ve “Lâl” MUBI kataloğuna eklenmişken siz de izleyin, tanıyın ve sevin diye Gökalp ile sanatını, filmlerini ve kendi hikâyesini konuştuk.

Animasyona yönelmende belirleyici olan neydi? Hangi noktada bunun mesleğin ve işin olması dışında sinema da yapmak istediğine karar verdin?















