Göktay Baştürk ile: Hayalet Ev Buluculuğu Üzerine Bir Sohbet

Çocukluğumdan beri terk edilmiş, eski ya da tarihi dokusunu koruyan evlere bayılırım. Boş zamanlarımda Abandoned America‘nın sayfasında terk edilmiş psikiyatri hastanelerini gezmek beni en çok rahatlatan şeylere arasında. Eşyalar gibi binaların da bir ruhu olduğuna inanıyorum ve yaşanmışlığın hissedildiği ve dramatik bir deyişle “hikayeleri yarım kalmış” binalar bana tarif etmesi çok kolay olmayan bir melankoli hissettiriyor. Yurt dışından fotoğrafçıların bahsettiğim tarzda binaları çektikleri hesaplara çok sık denk geliyordum ama Türkiye’de bu şekilde çekimler yapan kimseye denk gelmemiştim. Sonra bir gün Göktay Baştürk ve Instagram hesabı Colourruins‘e rastladım ve “tam olarak benim yapmak istediğim şeyi yapan biri varmış” diye düşündüm. Böylece kendisiyle iletişime geçtim ve Colourruins üzerine ufak bir röportaj gerçekleştirdik.
Göktay bey merhaba, ben Colourruins’i çok uzun zamandır severek takip ediyorum ancak yeni tanışacaklar için bize kısaca kendinizden ve Colourruins projesinden söz edebilir misiniz?








