“Golden Hours” Üzerine: Bırak Saçların Tuzlu Kalsın

Bazı yazıların başlığı çok zor seçilirken bazen de başlık ilk önce dökülüyor bembeyaz sayfaya. Bu yazı çok alışık olmadığım biçimde ikinci kategoriye dahil oldu. SABO’nun “Golden Hours” sergisinin ilk gezdiğim andan beri üzerimde bıraktığı deniz tuzu, güneş kremi kokusu, üşümek ile üşümemek arasındaki tatlı meltem hissiyatının bunda etkisi büyük olsa gerek.

SABO’nun, Elâ Atakan küratörlüğünde Versus Art Project’te ziyarete açılan “Golden Hours” adlı kişisel sergisi, kışın gelmek bilmediği bir mevsimde çocukluğumuzun tatillerini hatırlattı. Hani şu tüm yaza yayılan, ulaşılabilir olan, bir statü sembolünden uzak “ah o eski tatil”ler… Serginin bir nostalji kaygısı olmasa da yazın uyandırdığı umut, iyilik dolu ve sıcak hissiyat ister istemez ziyaretçiyi geçmişine götürüyor, sanatçının çizgilerinde kendi anılarının izini sürdürtüyor.












