Japon Edebiyatı Mercek Altında: Gölgeye Övgü ve Dahası

Yaklaşık 1,5 sene öncesine kadar ileride Japon edebiyatıyla bu kadar hemhâl olup, sevebileceğim hiç aklıma gelmezdi. Sebebi ne diye soracak olursanız, emin olun ben de bilmiyorum. Elbette son zamanlarda daha fazla Japonca eserin dilimize kazandırılıp bize ulaşabiliyor olması da sebebini bilemediğim bu ön yargımı kırmış olabilir. Kapının ardında neler var bir bilseniz… Gelin birkaç tanesine hep beraber bakalım.
Küçükbey, Natsume Soseki, Esmanur & Esranur Yiğit Çevirisiyle
Natsume Soseki’yle tanışmama vesile olan ilk kitap Küçükbey’di. Okuduğuma hiç pişman etmedi beni, öyle ki devamı geldi Soseki okumalarının. Yazarın imzası haline gelmiş bir üslubu var. Önünüze koysunlar herhangi bir kitabından bir sayfayı, bu o dersiniz, öyle de bir yazar işte Soseki. Ayrıca kendisi İngiliz edebiyatı uzmanı. Natsume Soseki, Japonya’nın Meiji Dönemi’nde batılılaşmasıyla birlikte yaşadığı bütün bocalamaları, sürecin getirdiklerini ve de götürdüklerini, oldukça zeki bir gözlemle eserlerinde yansıtmaya çalışmış. Küçükbey ise en basit haliyle bir matematik öğretmeninin taşradaki yolculuğuna odaklanıyor. Fakat bu roman sadece bir yaşanmışlığı değil, beraberinde birçok duyguyu, sıkışmışlığı, korkuyu, sevinci, umudu da seriyor okurun önüne.








