Good Luck, Have Fun, Don’t Die: Yapay Zeka Öncesi Son Çıkış

Good Luck Have Fun Don’t Die, aksiyon ve bilim kurgu türlerini “zaman döngüsü” konseptiyle harmanlıyor. Bayıldığım bir tür. Yönetmen koltuğunda ise Gore Verbinski var ki ben kendisini başrolünde Mia Goth’un olduğu A Cure For Wellness filminden ve çocukluğumu esir almış The Ring başyapıtından ötürü bilahare çok severim. Bu seferki hikayenin başrolü ise Sam Rockwell. Teknolojik olarak sıkıntılı noktalara gitmiş bir geleceğin tasvirini yapıyor. Hikayenin odağı, insanlığı geri dönülemez bir felaketten kurtarmak amacıyla geçmişe, yani günümüz dünyasına gönderilen bir “gelecek insanı” ile onun bu görevdeki ekibinin yaşadıklarını merkeze alıyor. Kaderin değiştirilebilirliği üzerine kurulu dinamik bir anlatı sunan film oldukça eğlenceli. Beklentileri karşılamakta pek zorlanmıyor.

Modern sinemada “zaman döngüsü” ve “gelecekten gelen kurtarıcı” temaları genellikle karanlık ve distopik bir tonda işlenir. Nihayetinde bir felaket filmi ortaya çıkar. Şakabaz örnekler daha azdır. Back To The Future gibi serilerde ise misyon başkadır. Bu filmde ise mesele çok ciddi ama anlatı son derece mizah odaklı. Zira Verbinski, bu senaryoya şöyle bir bakmış ve ben bu kasvetli yapıyı bir tür “bol makaralı hayatta kalma oyununa” dönüştürürüm demiş belli ki. Filmin ismi, aslında karakterlere (ve izleyiciye) verilen bir talimattan ziyade, imkansız bir görevin trajikomik özeti gibi. Şansın olsun, çünkü planların nanay; eğlen, çünkü sonun yakın; ve ölme, çünkü sen ölürsen gelecek hiç var olmayacak. Yani olacakları bilerek izlemenin verdiği rahatlığı daha en baştan sunuyor, sürprizlerini ise daha farklı yerlere saklıyor film.










