Görevimiz Tehlike: Tom Cruise ve Veda İkilemi

Serinin bu filmini, Cannes film festivalinde izlediğim ilk film olarak buraya not düşmekten büyük keyif duyuyorum. Tom Cruise’un 30 yıla yayılan Ethan Hunt macerası, bu filmle birlikte iyice alışık olmadığımız bir safhaya geliyor. Malum Ethan Hunt görevlerinin olmazsa olmazı olan eğlence, ritim ve gümbür gümbür kovalamacalar, yerini adını koymakta güçlük çektiğim bir matem havasına bırakmış. Hikayemiz, dijital dünyaya tamamen sızmış, kontrol edilemeyen bir tehdidi ortadan kaldırma üzerine kurulu. Tehlike çok büyük (bu seride her zaman olduğu gibi), ama belki de fazlaca büyük bu sefer. Film tüm gezegenin kaderini sırtına alırken, izleyicinin duygusal bağ kuracağı daha küçük, insani bir mesele yaratmayı ihmal ediyor. Önceki filmlerdeki ironi, hafif alaycılık ve “biz bu işi eğlenerek yapıyoruz hocam” havası yerini kasvetli bakışmalara ve derin suskunluklara bırakmış. Haliyle, aksiyon bazı aşamalarda yerli yerinde olsa da film izleyicisinin nefeslenmesi çok fazla müsaade ediyor.

Görev bildirisinin sunuluşu bile bu havayı özetliyor aslında. Önceki filmlerde şaşırtıcı ya da eğlenceli biçimlerde karşımıza çıkan bu sekans, bu sefer Entity’nin dijital egemenliği nedeniyle oldukça farklı bir yöntemle geliyor. Film daha açılışından itibaren “bu iş ciddi şakabazlığa yer yok” diyor ve hiç geri adım atmıyor. Karakterler her cümlesinde insanlığın sonu ya da geçmişin trajedisi gündeme geliyor. Göstermeden anlatma konusunda maalesef eski filmlerdeki kadar mahir değil bu yapım. Bu kadar yüklü bir senaryo, izleyiciyi içine çekmek yerine zamanla dışarı itiyor. Oysa bu seri, aksiyon kadar zekice kurulmuş diyalogları ve karakter dinamikleriyle de seviliyordu.










