Galeride işlerimizi koyduğumuz anda bir alan kurguluyoruz ve o andan sonra bu alan yer yer üreten kişiden bile bağımsız olarak bir ilişkiler ağı kurmaya başlıyor bence. Sanatçı eserle temas ediyor, eser izleyiciyle, sanatçı izleyiciyle, izleyici bir diğer izleyiciyle, hatta eğer mümkünse izleyici hiç tanımadığı biriyle bir duyguda ortaklık bile kurabiliyor aynı esere bakarken. Üretimlerimi görünür kılmakla ilgili bana en özel gelen şey de sanırım bu zaten. Eserlerin bulunduğu alanda bir soru sorulması, birinin yorum yapması, o cümlelerin yeni bir düşüncenin başlatıcısı olması. Bu yüzden cevabım kesinlikle temas. Zaten bu yüzden de alandaki enstalasyonu izleyiciyi de katılmaya davet edecek şekilde kurgulamaya özen gösterdim.
Bir eşikte olduğunuzu hissediyor musunuz? Eğer öyleyse, bu eşik sizi nereye doğru çağırıyor?
İşlerim ve mesleğim özelinde “eşik” olarak nitelendirebileceğim birden fazla an sayabilirim sanırım. Bu kişisel sergi de evet, benim için majör bir eşik. “Eşik” kelimesi, basamak gibi, üzerine basıp atlanılması ve bir sonraki adıma geçilmesi gereken bir şey sanki. İlk kişisel sergimi basıp sonraki adıma ulaşmam gereken bir şey olarak gördüğüme emin değilim. Daha çok bir hedef gerçekleşmiş gibi hissediyorum. Bu, daha nice hayalimin hedefe dönüşmesi için derin bir motivasyon sağlıyor. Bu bağlamda eğer eşik olarak nitelendirebileceğim bir şey varsa kesinlikle ilk kişisel sergi deneyimiyle birlikte üretimime dair yeni yeni zihnimde oluşan sorular, karşılaştığım yeni deneyimin cevap bekleyen yeni dalları. Beni çağırdığı yerse şüphesiz daha çok düşünmek, daha çok deneyimlemek ve daha çok üretmek.