Yaşadığımız bu olağanüstü yıl ve onca zorlayıcı olaydan sonra, akışta kalmanın ve kendimizi öncelik olarak tutarak sürüklenmeden kalabilmenin ne kadar zor olduğunu maalesef hepimiz deneyimliyoruz. Bizi “an” a döndürecek bazı totemlerimizin, bazı ritüellerimizin olmasının bizi canlı tutacağına ise eminim. Bu anlamda, self-heal ve mindfullness kavramlarının ritüellerden ayrı düşünülmesi pek mümkün değil. Benim gibi bazı ritüellere sahip ve bu konuda hassas olan birisi için bile çok ilham verici bulduğum kitap, kendine zaman ayırmak ve kendi hayat dinamiğini yaratmak isteyenler için çok güzel bir yeni yıl kitabı olacaktır.
Bir ritüel yaratmayı; tıpkı daha yaratıcı olmak, daha huzurlu olmak ya da daha iş bitirici olabilmek için kendi algoritmanızı yaratmaya benzetiyorum ben. Makinalaştığımız, hayatın rutininde kaybolduğumuz günümüz modern dünyasında, kendiniz için de bir algoritma yazma fikri yabancı gelmiyor olsa gerek, özellikle bu terimler kullanıldığında!
Algoritma dediğim için çok büyük hikayeler, büyük çabalar gerektiriyor diye düşünmeyin sakın. Ritüel oluşturmak demek, bazı olayları, aktiviteleri, belki şarkıları ya da kokuları bile kullanarak kendinizi uyarmak istediğiniz konularla ilgili eşleştirmeler yapmanız demek. Güne meditasyonla başlanmasını içeren ve sonucunda arınmış bir zihinle parlak bir sabahı size armağan eden uyanma ritüeli, banyoda kendi kendinize tekrarlayacağınız bazı sözlerle yakacağınız bir mumun sonrasında sizi daha mutlu, sorunlarından uzaklaşmış ve daha yenilikçi fikirlere sahip birisi haline getirdiği banyo ritüeli, adaçayı yakarak huzur yaratabileceğiniz haftalık ev ritüeli gibi daha niceleri. Güne güzel bir şarkıyla başlamak, her sabah aynada birkaç dakika gülümseyerek kendinize bakmak, herkese her zamankinden daha neşeli şekilde günaydın demek…