Rehber kitaplarım Bert Hellinger’in kitaplarıydı diyebilirim mesela. Bir de sadece eğitim değil terapiler, hocalar, kitaplar, hastalıklar, yıkımlar, ayrılıklar ve beraberlikler… Hepsi bana öğretmen oldu, oluyor. Bir tanesi bile olmasa şu an başka olurdum. Şimdilerde birkaç eğitimi aynı anda almaya çalışan hevesli ancak aceleci öğrencileri görüyorum. Aldığım ilk eğitimden 9 sene sonra ikinci eğitimi aldım. 9 sene boyunca ilk eğitimin bilgilerini hayatıma katmak üzerine çalıştım, sabırla… Onlarca eğitimim yok, sertifikalar umrumda değil, bunu aramıyorum. Tek bir şey bilip, bildiğini yaşamak peşindeyim.
Yoga, meditasyon ve farkındalık pratikleriyle ilk tanıştığın zamanki algın ve şimdi deneyimlediğin algılama arasındaki farklar neler?
İlk 5-6 sene ne yaptığını anlamaya çalışmakla geçiyor. 10 senede gerçek kökten bir duygusal/ruhsal dönüşüm olabiliyor. İlk yıllar “Yoga, meditasyon yapıyorum ama sanki uzay boşluğunda yapıyorum, nereden geldiğim nereye gittiğim belli değil, ayaklarım havada.” hissim vardı. Zaman içerisinde oturmaya, yerleşmeye ve köklenmeye başladı anlayışım. Bu köklenme hali bir eminlik/kesinlik hali değil, aslında niyetimin ne olduğunu idrak ettikten sonra pratiklerin araç olduğunun bilerek rahatlama hali. Pratikler hem çok önemli hem de önemsiz. Şöyle ki; arabayla bir yerden bir yere gidersiniz, araba oraya gitmeniz için önemlidir. Sonra gittiğiniz yere gitme amacınız neyse onu gerçekleştirmek için arabadan inmeniz gerekir, ve araba artık önemli değildir. Pratikler de öyle işte, takılı kalmamalı.