Çalışmaları o kadar yalın ki, üstünde upuzun makaleler yazılabilecek bir konu ve sorun yan yana gelmiş bir ağaç ve gemi ile bütün söylemek istediklerinizi tek cümle ile dile getiriyor sanki. Sergideki her çalışma, kocaman hikayelerin bir tuvale, yerleştirmeye, çerçeveye sığmış hali. Tek bir su damlacığı size uçsuz bucaksız okyanusu çağrıştırabiliyor. Renee Magritte’in eserlerinden ilham alan sanatçı aşağıda bağlantısını verdiğim bir röportajında en övündüğü iki şeyi “Renee Magritte ruhu taşıma ve Marmara Güzel Sanatlar Fakültesine bağı” olarak dile getiriyor.
Gürbüz Doğan Ekşioğlu’nun çalışmaları canlı renkler, mutlu hayvanlar gibi görünse de içlerinde (bence) kesinlikle hüzün var. Ağaç, deniz, çukur, uçurum, merdiven, kedi, balık ve kuşlara bol bol rastladığımız çalışmalarında tüm bu canlı ve cansız varlıkların gerçek anlamları dışında mecaz anlamlarına da büyük yüklemeler yapılıyor. Var olana bir de farklı açıdan bakılıyor ve fonksiyonu sorgulanıyor.
The New Yorker, New York Times ve Forbes gibi dünyaca ünlü dergilere kapak olmuş ve yer almış çalışmaları uluslararası öneminin en büyük göstergesi olmakla beraber, özellikle forum sitelerinde öğrencileri ve kendisini tanıyan insanların, hakkında yazdıkları her bir satırda ne kadar pozitif, sevilen bir insan olduğu defalarca dile getirilmekte. Bu eğlenceli ruhun pozitif yaklaşımlarını, hüzünlü bir olaydan bahsetse bile çalışmalarında kesinlikle hissediyorsunuz.