Epey yaşlı bir tiyatro oyuncusuyum ama aslında İşletme Fakültesi mezunuyum. 1990 senesinden itibaren Ortaoyuncular Ferhan Şensoy ile başlayan süreçte profesyonel olarak tiyatro oyunculuğu yapmaya başladım. Orada bir 7-8 sene çalıştıktan sonra Uğur Uludağ’ın Espri Standartları Enstitüsü kurumunda çalışmaya devam ettim. Tiyatro hayatım da hep devam etti, hiç bitmedi. Televizyon, sinema, dizi bir şekilde hayatımda yerini aldı ama tiyatro bizim antrenman alanımız. Sevgili Emre’nin dediği gibi ‘’er meydanı’’… Oyunculukla ilgili bir iddian varsa sahneye çıkabiliyorsun ve bunu test edebiliyorsun, kendine yakıştırabiliyorsun. Tiyatroyu o bağlamda çok seviyorum. Hem de özgür hissettiğim yerlerden biridir tiyatro salonu. Dolayısıyla yapmaya da devam edeceğiz inşallah hayatımız izin verdiği sürece.
Sizin bir de TEDx konuşmanızı vardı, o nasıl gelişti?
Evet, o süreç de bundan bir dört sene önce. Bir üniversitede konuşmaya çağırmışlardı televizyona falan çıkıyoruz diye. Konuşmanın daha sağlıklı geçmesini istediğim için onlara ne anlatabilirim diye düşünüp, ben sizin Hakan abiniz olsaydım ne anlatırdım diye düşünerek anlatmaya başladım. Bir baktım ki 600 kişi gelmiş epey fazla yani ben o kadar beklemiyordum. Televizyondaki Hakan Bilgin’e o kadar kişi gelmez diyordum ama gelmişti. Sonra ben de kendilerini fark edebilecekleri, insanların kendi hayatlarındaki defolarının, işte burnum orada devreye girdi, aslında hayatlarını açabilecekleri birer basamak olduğunu anlatmaya çalıştım. Önyargısız hayat seçmelerini istedim. Ben hiç kavga etmedim hayatımda, kavga etmeden de yaşanabildiğini ve ayakta durulabildiğini anlatmaya çalıştım. Savaşmadan da bütün eğitim hayatımız boyunca barışçıl çözümler ve problemleri çözmek için eğitim almamıza rağmen savaşmayı tercih etmemizin ne kadar saçma olduğunu anlatmaya çalıştım. Sonra da gülümseyerek hayata baktığınızda kimyanızın değişeceğini, toplumu değiştirebileceğinizi, dünyayı değiştirebileceğinizi anlatmaya çalıştım. Sonra bu çok sevildi, beni alıp Türkiye genelinde dolaştırdı üniversite. 46 bin lise son sınıf öğrencisine konuştum. Sonra o konuşmacı kimliği tanımlandı bana ve TEDx’ten böyle bir talep geldi, TEDx’e gittim. Ben tabii işin kurumsal ve profesyonel tarafından değil dokunduğum insanın verdiği cevabı çok sevdiğim için… İntihardan dönenler oldu, meğer sınıftaki en gıcık olduğumuz insan ne kadar iyi bir insanmış Hakan abi diyen oldu, Hakan abi senin metotla kavga edenleri ayırdım bu metot tuttu bence kimse kavga etmez artık diyen oldu yani ama bunların hiçbirini İsviçreli bilim adamlarının test ettiği bilmem neyle değil Hakan Bilgin’in kendi anekdotlarından yola çıkarak, anladığı kendi öğretilerini bunun doğruluğunu da iddia etmiyorum diyerek anlattım çocuklara. Sadece, ben hayatta böyle yaşadım, böyle de ayakta durdum siz de bir deneyin diye söylediğim bir şeydi ve çok güzel geri dönüşleri oldu. Bu dönüşler dolayısıyla bu konuşma hikayesini çok seviyorum bir de konuşmayı çok seviyorum herhalde anlamışsınızdır çok konuşuyorum. O konuşmalardan evvel de ben tiyatrolar çevresinde kuliste de eski tiyatrocu arkadaşlarımın beynini yiyordum. Sen Pollyanna’sın diyorlardı, sen Gandhi misin, Gandhi’nin kankası mısın diyorlardı. Bu düşüncelerim hiç değişmedi. Onlara karşı başka bir şey söylemedim yani o da sevildi.