Hale Albayrak ile: Bir Eseri Okumak Üzerine

Küratörlüğünü Hale Albayrak’ın üstlendiği “Okunamayan”, nisan ayında sanatseverlere buluştu. Türk Dili ve Edebiyatı kökenli Albayrak; ilk küratörlük deneyimini Amsterdam’daki Van Eesteren Museum’da edindi, ardından yurt içinde çeşitli sergilerde bağımsız küratör olarak çalıştı. Şu an sanat felsefesi alanında, imaj felsefesi konusunda yüksek lisans yapıyor. Ben de sergiyi onunla gezdim. Şimdi sohbetimizi sizinle paylaşmak istiyorum.

“Okumak, metnin içinde sabit duran anlamı çözmek gibi bir şey değil gözümde; tarihsel, toplumsal ve kişisel bağlamlarla birlikte sürekli dönüşen bir eylemlilik hâli.“ diyor Hale Albayrak. Yazı dediğimiz şey aslında çok eski bir kandırmaca. Bir işaret koyuyorsunuz, karşınızdaki o işareti görüyor ve zihninde bir şeyler canlanıyor. Canlandığını sanıyor. Oysa o canlanma sizin zihninizde değil, onunkinde gerçekleşiyor; sizin koyduğunuz işaretle ilişkisi ancak bir anlaşma meselesi. Paleograflar bunu yakından bilir muhtemelen; bir metnin orijinaline(!) ne kadar yaklaşırsan, o kadar çok kâtibin eli, yorumu, o günkü anlayışı karşına çıkar. Göstergebilim de bunu söyler; gösterge ile gösterilen arasındaki bağ keyfî, kırılgan ve her zaman müzakereye açık.

















