Evet, sanat pratiğimi interdisipliner bir yaklaşım ile ortaya koymaya çalışıyorum. Bazen bir imge bir kavrama dönüşüyor bazen de bir kavram bir imgeye dönüşüyor. Yapıtlarımın üretim aşamasında ise başlangıç noktası her zaman bir gözlemden doğuyor. Bir kelimenin peşinden giderken o kelimenin bende çağrıştırdığı imgeleri görmeye başlıyorum. Bu imgeler genellikle kendi hayatımdan, kendi gördüklerimden, bir noktada kendi bireysel hafızamdan yola çıkarak toplumsal hafızayı görmeye çalışıyorum. Bireyselden toplumsala bir hareket gibi oluyor ve böylece izleyiciyi de genelde imgelerin merkezine yerleştiriyorum. Bazen bir soru gibi bazen de izleyici ile iletişim kurmaya çalışan imgeler ortaya çıkıyor. Fikrimi bir bütün olarak görmeye başladıktan sonra imgenin kendisi beni bulmaya ve bu imgeler benimle konuşmaya başlıyorlar. Kısacası yapıtın üretim aşamasında zaman, mekân, kavram ve imge bir araya gelmeye başlıyor. Bu fikirler farklı disiplinlerde ortaya çıkıyor; bazen bir animasyon, bir enstalasyon veya bir mekân odaklı yerleştirme.
Sosyolojik açıdan gözlemlerin çalışmalarının da yapı taşlarını oluşturuyor diye düşünüyorum. “Witnesses / Tanıklar” serin bu konunun önemli bir örneği. Serinin çıkış hikâyesini ve çalışmalarını senden dinleyebilir miyiz?
Evet, sanırım bu durumu beş yıl önce keşfettim. Sosyolojik bir bakış açısı ile yaşadığım ânı görmeye başladım. Tabii bu durum birçok okumadan sonra ortaya çıkmaya başladı. Okumalar tıpkı bir gözlük metaforu oldu benim için. Yani bir sosyolog nasıl gözlem yapıyorsa ben de bu bakış açısıyla dışarıda olan biteni neden ve sebepleri ile görmeye çalışıyorum. “Witnesses / Tanıklar” serisi de bu şekilde ortaya çıktı. Pandemiden birkaç ay önce başlamıştım fakat pandemi ile birlikte daha da netleşti. Çünkü bu süreçte birçok toplumsal olaya tanık olmaya başladık, sadece bir odanın içerisinde dışarıda olup bitene tanıklık ediyorduk. Tanıklar serisindeki imgeler hepimizin gördüğü ve duyduğu fakat birçoğuna bir şekilde dahil olmadığımız, hepimizin hayatını etkileyen olguların dışavurumu. Bu seride de izleyiciyi tanık oldukları olgular ile yüzleştirmeye ve bir imge aracılığıyla toplumsal hafızayı canlandırmayı amaçladım.