Havacılık ve Sürdürülebilirlik: Madalyonun Diğer Yüzü

Dünyamız her gün küresel iklim değişikliğinin sonuçlarıyla mücadele ediyor. İnsanlık dünyanın her yerinde iklim değişikliğine bağlı olarak meydana gelen orman yangınları, seller ve taşkınlar, kasırgalar ve kuraklık gibi ekstrem doğa olayları ile yüzleşirken, bir yandan da gündelik alışkanlıklarını gözden geçirmek zorunda. Çünkü çevre aktivistlerinin de altını çizdiği gibi “Bu yaz gördüğümüz en serin yaz olabilir”. İklim değişikliğine katkısı büyük olan endüstrilerden havacılık sektörü de her geçen yıl bu konuda daha fazla hassasiyet göstermekte, hava yolu şirketleri sera gazı emisyonu ve karbon ayak izini azaltmaya yönelik tedbirler içeren aksiyon planlarını yolcularına sunmaktalar.

Seyahat etmeyi, yeni yerler ve farklı kültürler keşfetmeyi, yolculuk etmeyi ve yolda olmayı hepimiz çok seviyoruz. Ticari yolcu uçaklarının operasyona başlamasıyla birlikte eskiden günlerce, belki de haftalarca sürecek yolculuklarla kat edilen mesafeler kısaldı, birbirine binlerce kilometre uzaklıktaki iki şehir arasında saatler içerisinde ulaşım sağlamak mümkün oldu. Elbette bu zevkli ve süratli durumun bir bedeli olacaktı. İklim değişikliğinin temel sebebi olan nüfus artışının etkisiyle ulaşıma ve taşıt kullanımına olan talep de doğru orantılı olarak arttı. Dolayısıyla tıpkı diğer taşıtlarda olduğu gibi uçakların da havaya saldığı sera gazı miktarı iklimi değiştirmeye katkıda bulunacak kadar arttı.











