Biz yetişkinler olarak bile çok zorlanabiliyoruz. Sözüm meclisten dışarı, insanlar yas yaşarken, bazıları sıkıldığı için sokaklarda eğleniyor olarak dahi algılandı. Yargılamanın haddime olmaması ile birlikte, bu dönem bize birliğimizi hatırlattı. Hepimizin bir olduğunu… Çocuklarda ise, bu duygu zaten var. Onlar sevmeye, sevilmeye, birliğe daha yatkınlar. O yüzden sanal alemden koparmaya çalıştıklarımız daha çok sanal alemde kendilerine gerçekçi olmayan bir kimlik yarattılar, asıl problem de bu yüzyılda zaten bu sorun. Sosyalleşemeyen, kendi gerçeğini deneyimleyemeyen çocuk ve ergenlerin sanal dünyada var olma çabaları… İşimiz çok… Konudan sapmayayım, çocuklar için duygusal dayanıklılık kısmının çözülebilecek en zor şeylerden biri olduğunu düşünüyorum, ya da mesleki deformasyon yaşıyorum da diyebilirim. Çocuklar doğası gereği kolay uyum sağlar, pandemi bittikten sonra sırf problemi odada ekrana başında fazla zaman geçirmesi durumu ise, bu noktada çocukların kolayca sosyal hayata adapte olabileceğini düşünüyorum.
Bütün çocuklar aynı teknolojik imkânlarla donatılmış okullarda okumuyorlar. Teknolojik alt yapı yatırımlarını önceden yapmış kurumlar hızlıca evden eğitime başladı ve çocuklar da uyum sağladı. Bazı ülkelerde okullar uzunca süre kapanmadı da. Ülkemizde eğitimcilerin çoğunun ortak görüşü akademik kayıp olmayacak, telafi gerekiyorsa yapılması yönünde. Peki sosyal duygusal kayıpların telafisi mümkün mü?
Bu soruya belki eğitimciler bambaşka cevaplar verebilirler. Ben travma bazlı düşünen ve çalışmalarının odak noktası travma olan biri olarak, bu süreçte sosyal duygusal kayıplardansa, gözlemlediğim çoğu ailede eskiden yapılmayan birliktelikler geliştirmeleri yönünde. Evden çalışan anne, baba ve evden okula bağlanan 2 çocuğun olduğu bir aile düşünelim. Eskiden anne ve baba işten akşam 7’de gelirken, şu an tüm gün evde olmanın verdiği rahatlıkla çocuklarıyla öğlen yürüyüşlerine çıkmaya, akşam yemeklerini sofrada birlikte yemeye ve film izlemek gibi aktivitelere başladılar. Belki de hayat bir yerden kısıtlarken başka yerden gülüyordur, kim bilir…