Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri: Sessizliğin Yankısı, Adaletin Gölgesi

Murat Fıratoğlu’nun ilk uzun metraj filmi Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri, Abbas Kiarostami sinemasına uzaktan bir selam gönderiyor ama ödünç aldığı estetik yerine kendi varoluşsal meselesini kurcalayan, melankolik ve mesafeli bir hikâyeye açılıyor. Yılın en dikkat çeken ilk yönetmenlik denemelerinden biri olarak öne çıkan film, sade yapısı, tematik yoğunluğu ve biçimsel istikrarıyla yerli sinemada nadiren rastlanan bir dil öneriyor.

Filmin yüzeydeki anlatısı basit görünüyor: Maddi sıkıntılarla boğuşan bir işçinin patronuna karşı giriştiği bir intikam hikayesi. Ancak bu sadelik, izleyiciyi yanıltıyor; çünkü hikaye ilerledikçe bu öncül, içe doğru kıvrılıyor, çatallanıyor, biçimsel olarak bükülüyor. Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri, aslında bir intikam filmi değil. İntikamın gerekçesizliğini, sonucunun boşluğunu ve hatta sürecin içinde kaybolmuşluğunu izletiyor. Fıratoğlu, geleneksel değer çatışmalarını kadere, görünmezliğe ve hak ediş meselesine taşıyor. Bu da filmi sessiz ama derin bir ahlaki arayışın parçası haline getiriyor.









