Hope: Türler Arasında Gezinirken Yoldan Çıkmak!

Hope, Na Hong-jin’in sineması içinde farklı bir yerde duran ve Güney Kore sinemasından ziyade Hollywood sinemasının kodlarını taşıyan bir film. İlk yarısıyla bizi koltuğumuzda oturtmamayı görev bilen film, ikinci yarısıyla birlikte sürekli kan kaybediyor ve kendimizi saatimizle bakışırken buluyoruz. The Wailing filmiyle tüm gözleri üzerine çeken ve hatırı sayılır bir izleyici kitlesi edinen Na Hong-jin, öncesinde çektiği 2008 yapımı The Chaser ve 2010 yapımı The Yellow Sea filmleriyle Güney Kore toplumuna ve iki Kore arasındaki gerilime dair önemli doneler sunuyordu. The Chaser ile yalnızca kadınları öldüren bir seri katil üzerinden bürokrasinin ve emniyetin çürümüşlüğünü gözler önüne seren yönetmen, The Yellow Sea’de ise kumar borçları yüzünden Güney Kore’den Kuzey Kore’ye gidip bir adamı öldürmekle görevlendirilen bir adamın yaşadığı türlü aksilikleri merkeze alıyordu.

Her iki filmi de Na Hong-jin’i dünya sinemasına tanıtmak için “ısınma turları” olarak tanımlayabileceğimiz bir zeminde değerlendirirken The Wailing ile bu sürecin tamamlandığını söylemek mümkün. Bir kasabaya musallat olan kötü bir ruh(?) üzerinden şekillenen film, yine Güney Kore’deki emniyet teşkilatına yakından bakıyor… Görüldüğü üzere Na Hong-jin’in sineması, bürokrasi, polis, suç ve insanın bunlarla mücadelesini içeren bir iklimde şekilleniyor.










