Immaculate: İtalyan Kırsalında Manastır Gerilimi

Sydney Sweeney ergen yaşlarındayken bu filmin seçmelerine giriyor, fakat proje o dönemde rafa kaldırılıyor. Seneler sonra Euphoria ile parlayan oyuncunun gitgide artan popülaritesinin de katkısıyla proje Sydney Sweeney önderliğinde tekrar masaya yatırılıyor. İyi bir fikrin ortalama seviyede işlendiği bu hikayeyi sürükleyen kişi de oyuncunun ta kendisi aslında. Daha önce beraber çalıştığı yönetmen Michael Mohan ile bir kez daha bu filmde buluşan Sweeney, yönetmenin atmosferik gerilim konusundaki yetenekleri dışında çok da sırtını yaslayabileceği bir duvar olmadığının farkında. Bu anlamda ortaya saygı duyulası bir performans koyuyor. Michigan’ın küçük bir kasabasından, İtalyan kırsalında küçük bir kasabaya manastır transferi gerçekleştiren Cecilia’nın hikayesi, seyir keyfi yüksek, şiddet dolu çerezlik bir gerilim vadediyor.

Film daha ilk sahnesinde katolik manastırından kaçmaya çalışan bir rahibe kızcağızın başına gelen aşırı talihsiz olayla açılıyor. Buradan anlıyoruz ki bu manastırın arkasındaki ‘güç’ pek hayırlı bir güç değil. Sonrasında tabii ki de bu şer dolu manastıra ana karakterimiz geliyor, elinde İtalyanca’ya giriş kitabı ve İncil ile adeta Erasmus’a yeni gelmiş öğrenci heyecanıyla yanıp tutuşuyor. Dil bariyerini aşma konusunda zorluklar çekeceği aşikar ama arkadaş edinme konusunda neyse ki şanslı. İlk günleri ufak tefek jumpscare yaşatan anlar haricinde görece iyi geçiyor hatta. Devamında da eski biyolog ve genetikçi olan rahibin kendisine olan fazla yumuşak yaklaşımlarıyla iyice gevşiyoruz. E iyi ama bu manastırda birinin kötülük timsali olması gerekiyor, peki bu kim…










