Metni ilk okuduğumda adeta bir tokat yemiş gibi hissettim. Beni en çok çarpan şey, karakterin kırılganlığını saklamak için kurduğu o düzen takıntısıydı. Dışarıdan bakıldığında güçlü, planlı, hatta kontrolcü görünen bir kadının iç dünyasında böylesine büyük bir dağınıklık olması bana çok gerçek, çok insani geldi.
“Aslında tam şu anda karar verdim” diyebileceğim tek bir kırılma anı yok. Ama karakterin kendine bile itiraf edemediği bir gerçekle yüzleştiği o anlar, listelerine olan bağlılığı, düzen takıntısı, sürekli güçlü görünme çabası ve sonunda yaşadığı vicdan hesaplaşması… Bunların hepsi oyuncu için çok katmanlı ve çok lezzetli alanlar.
Ekranda uzun yıllar “düzeni sağlayan” karakterlerle özdeşleştiniz. Liste’de ise kontrol etmeye çalıştıkça dağılan bir kadın portresini görüyoruz. Bu ters köşe, karakterinizi yaratma sürecine nasıl yansıdı?
Uzun yıllar seyirci beni daha toparlayıcı, güven veren, yumuşak ve sevimli anne karakterleriyle özdeşleştirdi. Şimdi ise dışarıdan güvenli görünen bir hayatın içten içe çöküşünü oynuyorum. Bu durum oyuncu olarak beni çok heyecanlandırıyor. Çünkü ilk kez sürekli güçlü görünmek zorunda olan bir karakteri değil, kontrol etmeye çalıştıkça panikleyen bir kadını oynuyorum. Bu karakter güçsüz demiyorum; ama gücünü kontrol üzerinden kurmaya çalışıyor ve o kontrol kaydıkça kırılganlığı ortaya çıkıyor. Yazar Jennifer Tremblay ile kurduğumuz ilişki de karakterin şekillenmesinde çok önemli oldu. Yönetmenimiz Ayşegül Hardern’le uzun uzun konuşarak karakterin o kırılgan ve savunmasız taraflarını ortaya çıkarmaya çalıştık.