Şöhretli Markalar: Influencer Marketing ve "Kendimizin En İyi Versiyonu"

Farkındaysanız, çoğumuz sabah uyanır uyanmaz Instagram’a giriyoruz ve daha kahvemizi içmeden birinin bize bir şey önerdiğini görüyoruz. Bir influencer sabah rutinini paylaşıyor, bir diğeri asla vazgeçemediği o ürünü anlatıyor. Yeni anne olmuş birini genellikle bebek maması ya da bebek bezi önerirken buluyoruz, spor yapan biri protein içeceğini anlatıyor. Ve biz, garip bir şekilde hiçbirini yadırgamıyoruz. Hatta bazen şunu da düşünmüyor değiliz: “Bu kişi bunu kullanıyorsa vardır bir bildiği.” Aslında tam da burada başlıyor anlatacağım hikaye.

Biricik kendimiz, bizler sandığımız kadar rasyonel değiliz. Daha çok hissediyoruz, bağ kuruyoruz. Yani biriyle bir bağ kurduğumuzda o kişi ister bir ünlü, influencer ya da ekranda sık gördüğümüz biri olsun, onun söylediklerini daha doğru kabul etmeye meyilliyiz. Sanki arkadaşımız tavsiye ediyormuş gibi. Bir nevi sosyal otorite kabulü. İşte buna medya psikolojisi diyoruz. Ya da daha süssüz haliyle gördüğümüz yüzlerle ilişki kurmaya bayılıyoruz.












