Influencer Krizi: Geniş Etki Alanı ve Minimum Sorumluluk

Sosyal medya influencerları ve bu pazar özellikle son beş yılda herkesin (herkes derken abartmıyorum: tüketiciler marka sahipleri, hukukçulardan reklamcılar…) ilgisini çekmiş durumda. Eğer Kim Kardashian üzerine yazdığım yazıya denk geldiyseniz yasakçı ya da şu sıralar ‘cool’ kişilerin ve X jenerasyonun benimsediği sosyal medya kötülemeci bir zihniyete sahip olmadığımı fark etmişsinizdir. Bununla birlikte bugün biraz, influencerlığın “yukarı kaydırın” kaosundan, gerçeklik algımızı büküşünden ve yasal düzenleme yoksunluğundan bahsetmek istiyorum.

Bu ay itibariyle 27 yaşına girmiş koskocaman bir kadınım üstelik özünde avukatım yani bir şekilde muhakeme yeteneği olan, kolayca etki altında kalmaması beklenen bir ekolden geliyorum. Buna rağmen özellikle ‘trend forecaster’ konumunda çalışmaya başladığımdan beri sosyal medyanın beni hem etkilediğini hem de zihnimde istemediğim bir kaos yarattığını hissediyorum. Dönem dönem kendimi birileri tarafından önerilen, daha önce varlığından haberdar olmadığım ya da “ihtiyacım olduğunu” bilmediğim ürünleri incelerken buluyorum. Yalnız olmadığımdan da oldukça eminim. Çünkü influencer marketing, Talkwalker gibi bir sosyal medya analiz platformunun raporundan, Wunderman Thompson Intelligence tarafından hazırlanan The Future 100’e, 2021’in yükselen tüketici trendlerini konu alan içeriklerde hep ön planda.










