Bir Yolculuğun Ardından: Geçip Gidene Bakarken Kendinle Mesafeni Kapatmak

Sanatı otel deneyiminin merkezine alan Ceylan Splend’or Uludağ, Autograph Collection ve MAP iş birliğiyle ilk sergisine ev sahipliği yapıyor. Farklı disiplinlerden 15 sanatçının özgün üretimlerinden oluşan “İpeğin Hafifliği, Taşın Ağırlığı” sergisi, 31 Mart 2026 tarihine kadar doğanın, kültürün ve zamanın kesişiminde benzersiz bir keşif alanı sunuyor. 15 farklı sanatçının resim, dijital art, enstalasyon ve dokuma gibi birbirinden farklı tekniklerle hayata geçirdiği 34 eseri, Mim Art Project (MAP) organizasyonu ve Berkay Görgü küratörlüğünde sanatseverlerle buluşuyor. Sergide; Alper Aydın, Belkıs Balpınar, Bilal Hakan Karakaya, Çağrı Saray, Defne Parman, Ertuğrul Güngör & Faruk Ertekin, Esra Özdoğan, Mehmet Ali Uysal, Merve Zeybek, Nazlı Gürlek, Özge Enginöz, Özgür Demirci, Sinem Dişli, Tuğçe Diri’nin şehir ve sezgisel bellek arasındaki ilişkiye odaklanan eserleri yer alıyor. Sergi için çıktığım yolculuğun verdiği ilhamı sizinle paylaşmak istedim. Belki yolda, siz bu yazıyı okuyanlarla da karşılaşırız. Kim bilir?

Yaşamı Bir Yolculuk Gibi Kodlamanın Akla ve Bünyemize Yarayan Bir Yanı Var
Hayat mücadelesi dediğimiz şey, kaçınılmaz sona doğru giderken onunla uyumlanmaya çalışmak ve ona ayak uydurmakla ilgili. Çünkü insan birden beklenmedik şekilde kendini yaşam denilen muammanın içinde bulur. Doğmuş olmanın zihinlerimize ve bedenimizi kazıdıkları vardır. Yaşam, kendi ritminde akarken insanı farklı farklı mekânların ve durumların içine sürükler. Anlam ve anlamlandırma arayışı da hiç bitmez. Zaman ve mekânın içinde barındırdığı boşluk insana derinden seslenir. Neredeyim? Bir yere ait miyim? İnsan, bulunduğu zamana ve mekâna aittir. Bu cümle kurtarıcı olabilir. Zihnimizin bir köşesinde dursun. Hikâyelerimiz ne kadar bireysel olarak yazılsa da parçası olduğumuz yaşamın her zerresi biz istesek de istemesek de bize dâhil olur. İnsanlığın bugüne kadar taşıdığı, biriktirdiği ve paylaştığı hikâyeden de azade değilizdir.












