İsmail Güzelsoy ile: Edebiyatın Sunduğu Keşif Alanları Üzerine

İsmail Güzelsoy‘un kendi deyimiyle “yeni” değil “yeniden” bir eser olan “Saf – Suya Anlat” romanı İthaki Yayınları tarafından yayımlandı. Bu kitabın ilk nüvelerini “Saf” romanında yıllar önce oluşturan İsmail Güzelsoy, yayımlanmasının üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen yaşam yolculuğunu sürdürmeye niyetli olan kitabını tekrar ele alma isteğine karşı koyamayıp bu romanı “yeniden” yazmış. Romanda “Biraz burada değiliz, yola vuran gölgeleriz” diye yola çıkan genç Şaman Subala’nın yaşama içkin olan her şeyle karşılaşmasını, çıktığı yolda kelimeler aracılığıyla bildiğini zannettiği şeylerin keşfine varıp kendini dil ile ifade etmesinin yollarını bulmasına tanıklık ederiz. Yol ilerledikçe bir insanlık hikâyesine dönüşen kitap aslında saflığın, kendine, hayatına, yolculuğuna, birlikte yolculuk ettiklerine karşı şefkat hissetmenin insanı güçlü kılmasının altını çizer. Güzelsoy kitabın ön sözünde “Hiçbir roman beni bu kadar yormadı ama hiçbir roman beni bu kadar heyecanlandırmadı da.” diyor. Bir eserin üzerinden geçen yıllar sonrası tekrar ele alınması ve yazarına yaşattığı bu büyük heyecan dolayısıyla bir okuyucu, bir içerik üreticisi olarak soracak olmaktan heyecan duyduğum birçok soru canlandı zihnimde. Bir yazarın yıllara yayılan heyecanının yansımalarını bu satırlar arasında okumaktan umarım keyif alırsınız.

İlk kitabınızı yayımladığınız tarihin üzerinden 25 yıl geçti. Yakın bir zamanda Saf – Suya Anlat romanınız İthaki Yayınları tarafından yayımlandı. Okuyucusu ile buluşmuş yeni bir kitabın ardından zamanın örtüsünü biraz kaldırıp geçip giden zamana bakmanızı istesem ilk olarak neler söylersiniz? Yazarlığınızda durduğunuz bu durağı nasıl tanımlarsınız?











