İstanbul'un Esnafları: Kente Ayrı Bir Değer Katan İnsanlar

İstanbul’u yaşamak denince aklımıza ne geliyor? Hiç şüphesiz şehrin tarihi, mimarisi, manzaraları, tatları, kokuları, sesleri, hikâyeleri ve insanları. Her biri kente ayrı bir değer katan, onu herhangi bir şehir olmaktan öteye taşıyan değerler. Bir kısmı tükenen, bir kısmı eskiyen ve her şeye rağmen zamana direnen… İstanbul’da yaşarken, İstanbul’u yaşamayı unutturan, belki de zamanın ruhundan dolayı bizi acele bir yaşam temposuna iten, hızlı tüketim ve vakitsizlikle sarıp sarmalanıyoruz. İşte böyle anlarda, bu kentin ruhunu halen bütün ayrıntılarında taşıyan esnaflar geliyor aklıma. Onlarla edilen birkaç dakikalık sohbet, memleket halleri üzerine birkaç sitem, telaşsız bir merhaba, “buyurun” diye uzattıkları leziz ikram tabakları, parlak bir tepside en yakındaki ocaktan getirtilen esnaf çayları…

Her şeyin birbirine benzediği, ürünlerin zincir markalara evrildiği bir zaman diliminde onlar sayesinde hatırlıyoruz gerçek İstanbul’u. Onlar ki her sabah kepenkleri açan, her akşam gün solarken kepenkleri geri indiren, gün içinde gazete ve radyolarıyla çevrilmiş bir köşede oturup, kapının açılmasını sabırla bekleyen esnaflar. Büyüklerinden devraldıkları işleri devam ettirmeye uğraşıyor, hem de böylesine bir hızla değişen, kocaman bir şehirde.




















