İstanbul'da Gün Batımı: Haliç'ten Kuzguncuk'a Öneriler

Özel bir anlam yükleyelim ya da yüklemeyelim, gün batımlarının yaşadığımız şehre inkâr edilemez bir güzellik kattığını görürüz. İstanbul, yaşandığı her saatte farklı bir ses, koku, ışık ve renk taşır hafızalarımızda. Ama gün batımlarında gördüklerinden daha fazla etkilenir insan. Yumuşayan o portakal renginin iz düşümlerinde oluşan şehir silüetlerinde, sedeflenen Boğaz suları üzerinde zikzaklar çizen martıların kanadında, minareler ve çanların arkasında beliren gökyüzü kesitlerinde, yansımaların şiirsel bir fotoğrafa dönüştüğü vapur pencerelerinde… Her şey, bu saatlerde el ele verir, sanki İstanbul’u daha çok sevmemiz için bize seslenir. Şimdi, bu sese kulak veriyoruz. Mevsim ne olursa olsun gün batımlarının tadını çıkaracağımız, şehrin saklı veya apaçık bizi davet eden köşelerine yolumuzu düşürüyoruz.

İstanbul’da Gün Batımı İzlemelik Duraklar
Haliç Suları Üzerinden Gün Batımı
Haliç’e atfedilen Altın Boynuz, her ne kadar mitolojiden gelmiş olsa da bu ismin Haliç’e her şekilde yakıştığını düşünürüm. Bereketin, mavinin ve İstanbul’un simgelerindendir Haliç. Aynı mitolojik hikâyedeki gibi ruhu da altın yüklüdür. Gün batımı saatlerinde Galata Köprüsü’nden Haliç sularını izlerken bunu hissederim. Yitip giden güneşin boyadığı hafif dalgalı sular üzerinde sarı şeritli vapurlar salınır durur. Köprüden geçen kalabalıklar bir anda durur ve Süleymaniye’ye doğru büyülenmiş gibi bakar. Martılar Karaköy iskelesinden göğe boyunlarını yukarı uzatarak sanki gökyüzünde baleye başlar. İşte, o dakikalarda köprüden gelip geçen herhangi bir insanın Haliç’e vurulmaması ve karşısındaki manzarayı görmezden gelmesi pek mümkün değildir.























