Özellikle hafta sonları, kalabalığının getirdiği canlılıkla dolup taşan Bebek Parkı, birçoğumuz için uzun ve güzel yürüyüşlerin olmazsa olmaz duraklarından. Sabahın erken saatlerindeki sessizliğin ayrı, öğle saatlerine doğru oluşan cıvıl cıvıl atmosferinin ayrı keyifli olduğu park, herkes için ideal bir alternatif niteliğinde. İster çocuğunuz oyun parkında oynarken siz karşıdaki banklarda onu izleyebilir, ister Cup of Joy’dan kahvenizi kapıp yalnızca denizi seyredalabilir, isterseniz de köpeğinizle birlikte gelebilir, o parkın geniş çim alanlarında neşeyle koştururken siz huzurla kitap okuyabilirsiniz. PT’si olanlara ayrıca bir önerimiz var, kendisine antrenmanı Bebek Parkı’nda yapmayı teklif edebilir, denize karşı spor yapmanın tadını çıkarabilirsiniz.
Kuruçeşme Parkı [[konum_2]]
Kuruçeşme Parkı, Bebek’in biraz gerisinde kalan ve özellikle sessiz sakin oluşuyla öne çıkan bir park. Kendiyle baş başa kalmak isteyenler, etrafta herhangi başka bir ses olmadan denize karşı keyif yapmak isteyenler için biçilmiş kaftan olduğunu söyleyebiliriz. Kuruçeşme Parkı’nın hemen karşısında bir otopark bulunuyor, evden yoga matınız ve diğer aksesuarlarınızla çıkıp, arabanızı da bıraktıktan sonra çimlerin üstüne kurulmak ve sabahın erken saatlerinde güne denize karşı yoga yaparak başlamak güzel bir seçenek olabilir.
Maçka Parkı [[konum_3]]
Avrupa Yakası’nda oturanlar için bir başka güzel opsiyon da tabii ki Maçka Parkı. Her köşede sevdiği atıştırmalıkları almış, keyif yapan insanlar göreceğiniz bu parkın içinden pozitiflik taşıyor adeta. Köpekler özgürce koşturuyor, kimi yeşilliklerin içinde kitap okuyor, kimi arkadaşlarıyla gülüp eğleniyor, frizbi oynuyor, kimi müzik dinliyor, kimi de kuş sesleri eşliğinde meditasyon yapıyor. Bize sorarsanız, arayın sevdiklerinizi, kapın piknik çantanızı, serin pötikareli örtülerinizi ve yayılın çimlere!