İstiklal Caddesi'nden Eminönü'ne: Nostaljik bir Yolculuk

İstiklal’in İstiklal olduğu zamanlara yetişebilen şanslı kişilerden misiniz? Ben 2011’de üniversite için İstanbul’a geldiğimde, bu güzel şehre alışmak düşündüğümden kolay olmuştu. İstiklal Caddesi’nin o capcanlı, gösterişli, hareketli yıllarının neredeyse sonlarını yakalamış biri olarak sadece binaların tarihi dokusu bile beni büyülemeye yeterdi. Sadece İstiklal değil tabii ki, oradan tünel, sonra Galata, en sonunda da Eminönü.. Şimdi, İstiklal’in eski halinden eser yok belki ama Galata’ya, Karaköy’e uzanan o güzel yollar hala bir hafta sonunuzu ayırmaya değer. Bu yazımda sizinle ufak nostaljik bir yolculuk yapacağız. Hazırsanız başlayalım.

İstiklal’e her gittiğimde içimde hafif bir tedirginlik olurdu; kalabalıktan mı yoksa haberlerde gördüklerimiz, gazetelerde okuduklarımızdan mı bilemiyorum. Çoğumuzun ailesi uyarmıştır “Aman dikkatli ol Taksim’de” diye. Yine de çok severdim metroyla taksime gidip, Galata’ya doğru yürümeyi. Sonunda Galata Kulesi’ni görecek olmanın verdiği heyecanla hızlı adımlarla yürürdüm. Şanslıysam, nostaljik tramvay geçerdi yanımdan; İstiklal Caddesi’nin gri binalarına renk katardı kırmızısıyla. Sonra gözlerim sırasıyla takip ederdi; Emek Sineması, Atlas Pasajı, Çiçek Pasajı, meşhur Jadore un sokağı ve tünel geçidi… Peki bir çok insanın hayatına bir noktada dokunmuş olan bu yerlerin özelliği nedir?









