İtalya’dan Kişisel Gezi Notları: Yoldaki Farkındalıklar Üzerine

Artık bana hayatımı stabil, güvenli ayaklar üzerine kurarak ancak mutlu olabileceğimi söyleyenlerin seslerinin benimkinden daha yüksek çıkmaya başladığı bir yaşa giriyorum: 28. Yaşıtlarım evleniyor, bazılarının çocukları var, evler arabalar alıyorlar, işlerinde terfiler… Benim bırakın evlenmeyi hayatımda biri bile yok, çocuk doğurmak istemiyorum. Tam iş değiştirme evresindeyim, pek güvende değilim. Birikmiş param yok. Servet diye kitaplarımı gösteriyorum, kutlamalarım: Konserler, festivaller. Asıl kıymetli şeylerim hep zihnimde, bir de seyahatlerimden topladığım küçük şeyleri biriktirdiğim bir kutu. O güvenli denen yolda yetişkinliğimi tamamlamak istemiyorum ama başka nereye gidilir onu da bilmiyorum. Tam böyle sorgular içinde doğum günümü kutlamak için bildiğim en iyi şeyi yapıyorum: Tek başıma yola çıkıyorum. İtalya’da kutlayacağım bir yıl daha hayatta oluşumu.

Tek gezmek bir insanın kendini tanıması için en etkili yol. Çünkü biriyle bir yeri gezdiğinizde o şehir, ilişkinizin bir uzantısı, parçası, yansıması oluyor. Özellikle partneriniz gibi yoğun duygusal etkileşimizin olduğu biriyleyseniz o şehri duygularınızın sisiyle izliyorsunuz. Oysa tek başınıza seyahat ettiğinizde ilişkiyi kesinlikle şehrin kendisiyle kuruyorsunuz. Deneyim, yolculuğun kendisi oluyor. Her şeyi çok daha yoğun yaşıyorsunuz çünkü merkezde sadece kendi sesiniz oluyor. Kendi sesimi kaybetmeyi hiç istemiyorum, yollarım hep benim olacak.
















