Kalben ile: "Kayıp Aşıklar Ülkesi" Üzerine Sohbet

Hani bazı insanlar vardır, adının hakkını vererek yaşarlar. Sanki isimleri karakterlerini ve kaderlerini belirlemiş gibi. Bugün sizinle röportajını paylaşacağım kişi de da bana göre bu tezi en iyi kanıtlayanlardan biri. “Artık şair çıkmıyor” sitemlerine inat, Kalben Sağdıç bu çağın kent ozanı fikrimce. Hakikatli, derin ve adı gibi kalpten her cümlesi.Y aklaşık on yıl önce; siyah saçları, gözünde gözlükleri, üzerindeki hırkasıyla karşımıza çıktığında onda farklı ve merak uyandıran bir şeyler olduğunu hissetmiştik. Post-modernitenin beraberinde getirdiği yüzeysellik ve hızlı tüketime rağmen; aşka dair tüm sözlerin söylendiğini düşünürken, o akla dokundurmadan, soldan dem vurarak yazdığı şarkılar, büyüleyici ses tonu ve duygularını cesurca anlatışıyla aşka da sevgiye de başka bir yerden, daha derinlerde bir yerlerden dokundu. Bunların yanında toplumsal meselelere verdiği tepkiler, kadın hakları konusundaki net tavrı, deprem bölgesinde sahada verdiği destek bize adeta “boşuna sevmedik be kadın” dedirtti. Bir sanatçı olmanın ötesinde, insan hakları savunucusu olması da onu gönüllerimizde bambaşka bir yere koyuyor. Biz bu büyüleyici sesle, derin şarkı sözleriyle tanıştığımızda Kalben 30 yaşındaydı. Şimdi ise 40’ında; 10 yıllık bir müzikal geçmişi geride bırakmış; karşımıza son albümü Kayıp Aşıklar Ülkesi ile daha demlenmiş, çoğalmış, kendinden razı gelmiş, kendi hayatının sahibi olmayı öğrenmiş bir Kalben var karşımızda. Kayıp Aşıklar Ülkesi ile kendi içinden geçenleri; elinde gitarı, kendine has tarzıyla, derin derin yazmaya, söylemeye ve o büyüleyici sesiyle bizi başka alemlere götürmeye devam ediyor. Hayatı Kalben’in kalbinden gördüğünüz günlerde, keyifli okumalar dilerim.

Karşımızda 40 yıllık bir Kalben var. Bu yolculuğun en ağır ve en hafif tarafı neydi? 40 yıllık bir yaşamda insan birçok duygudan geçip hem eksilip hem de çoğalıyor… Bu süreçte sen kendinle barışmayı, kendini sevmeyi ne zaman öğrendin?












