Karanlıkta Gökkuşağı: Akıl Dışılığın Çekiciliği ve Charlie Hebdo

2015’e tüm dünya olarak hızlı ve felaket bir giriş yaptık… Geçtiğimiz hafta Fransa’da birilerinin “dini değerleri” 12 kişinin hayatına mal oldu. Diğer yandan Türkiye, yeni yıla ‘karanlıktan’ görünmeyen bir anne ve kadınlara kariyer olarak annelik tavsiyeleri [1] ve anaokulundaki küçücük çocuklara cennet-cehennem anlatılması tartışmalarıyla girdi.
SALT Galata’da son haftasında olan Karanlıkta Gökkuşağı, sorgulayıcılığı ve düşündürücülüğü ile çok güzel bir sergi olmasının yanı sıra zamanlama olarak da, (yaşanan olayların üzücülüğü sebebiyle) oldukça tatsız bir tesadüf olarak çok da doğru bir zamanda bu sorgulamayı karşımıza çıkarmış oldu. Bir buçuk yıllık bir çalışmanın sonunda ortaya çıkan Karanlıkta Gökkuşağı, dinî ritüeller, toplumsal cinsiyet politikası ve maneviyata dair meselelere odaklanırken; modernitenin dışında kalan ritüeller, mistisizm ve akıl dışı olanın çekiciliğinin mevcut sanat üretimlerindeki sorgulamasını izleyicilere sunuyor. Tek tanrıcı dinsel uygulamaların, geleneksel din anlayışını tehdit edecek seviyede radikalleştiğine dikkat çeken Karanlıkta Gökkuşağı; güncel sanatın, laik ve dindar topluluklar arasındaki karşıtlığı nasıl sorguladığını araştırıyor.
















