Hissettiklerimizden giderek kopuklaştığımız bir dünyada yaşıyoruz. Günlük hayat; yükümlülükler, programlar ve kısıtlamalarla zamanımızdan ve dikkatimizden o kadar çok şey talep ediyor ki genellikle bedenimizle ve iç dünyamızla olan bağımızı kaybediyoruz. Bu kısıtlamalar, yaşlandıkça veya hastalık deneyimledikçe daha da belirginleşiyor. Her şey o kadar hızlı hareket ediyor ki yavaşladığımız, kendi içimize daldığımız ve ruhumuza gömüldüğümüz anlar nadirleşiyor. Oysa bu anlar sahip olduğumuz en büyük hediyelerden biri ama biz genellikle onların değerini bilmiyoruz. Çalışmalarımdaki duyusal estetik, bu yeniden bağ kurma ihtiyacından doğuyor. Metaforlar, bellek ve organik imgeler aracılığıyla doğayı izleyiciye yaklaştırarak; huzurlu, güzel ve zamansız hissettiren bir alan yaratmak istiyorum. Bu alanda bir nostalji hissi var; bu his geçmişe ait olduğu için değil, hâlâ içimizde taşıdığımız ama genellikle ihmal ettiğimiz veya bakmayı unuttuğumuz öz bir şeyi yansıttığı için var. İzleyicinin köklerine dönmeye, derin bir aşinalık hissettiren anılar ve duyularla yeniden bağ kurmaya davet edildiğini hissetmesini umuyorum. Bazen bu çalışma acı verici olabilir, çünkü gizlenmiş veya kaçınılmış duygu ve anıları uyandırabilir. Ancak niyetim her zaman güzelliğe, yumuşaklığa ve neşeye geri dönmektir. Bu deneyimin iyileştirici hissettirmesini istiyorum; izleyicinin görüldüğünü, yere sağlam bastığını ve kendisiyle nazikçe yeniden bağ kurduğunu hissettiği sessiz bir mola gibi.
Çalışma tekniklerinizden bahseder misiniz? Hangi yöntemleri kullanıyorsunuz? Bir eseriniz başlangıç aşamasından tamamlanma aşamasına kadar hangi süreçlerden geçiyor?
Çalışma tekniğim oldukça katmanlı ve sezgisel; bu durum aslında her bir parçada neyi başarmak istediğime bağlı olarak değişiyor. Sabit bir yöntemi takip etmek yerine, imgenin sürece rehberlik etmesine izin veriyorum. Yağlı boya, mürekkep, sulu boya, altın varak, yağlı boya çubukları (oil sticks), pigmentler ve tempera dahil olmak üzere çok geniş bir malzeme yelpazesiyle çalışıyorum. Ayrıca kolaja ve serigrafi, imge transferi ve farklı kağıt türleriyle çalışma gibi karışık tekniklere de çok ilgi duyuyorum. Süreç genellikle yüzeyleri yavaş yavaş inşa etmeyi; kağıtları, kumaşları ve bazen eski kitap parçaları veya bitpazarlarından bulunan nesneler gibi materyalleri üst üste yerleştirmeyi içeriyor. Bu öğeler kendi geçmişlerini taşıyor ve bu da çalışmanın önemli bir parçası haline geliyor. Başlangıçtan tamamlanmaya kadar çalışmalarım; deneyleme, katmanlandırma ve sadeleşme aşamalarından geçiyor. Tesadüfe ve sezgiye alan açıyor; yol boyunca ortaya çıkanlara göre ayarlamalar yapıp onlara yanıt veriyorum. Çoğu zaman nihai eser, tüm bu tekniklerin bir sentezi oluyor; hem süreci hem de duyguyu yansıtan dokulu ve dokunma hissi uyandıran bir imge oluşturmak üzere bir araya geliyorlar.