Bu albümde de mitolojinin kadim hikâyeleri üzerinden dönüşümün farklı yüzlerini anlatmaya çalıştım. Prometheus önce bir yaratıcıydı; tanrılar ona insanları şekillendirme görevini verdi. Ama o, yalnızca yaratmayı yeterli görmedi, insanlara ateşi de sundu ve böylece tanrılara karşı bir isyancıya dönüştü. Başlangıçta bir yaratıcı iken, sonunda zincire vurulmuş bir kurbana dönüştü. Ganymed’in hikâyesi ise bunun tam tersine bir yön çiziyor. O, bir ölümlüydü ama Zeus onu gökyüzüne yükselterek Olimpos’a kabul etti. Bu, dünyevi bir varlıktan ilahi bir boyuta geçişin hikâyesi. Atlas ise gücün ve sorumluluğun ağırlığını temsil ediyor. Titanomachy Savaşı’ndan sonra Zeus ona sonsuza dek gökkubbeyi taşımayı hükmetti. O devasa güce sahip figür, artık bir yükün altında ezilen birine dönüşmüştü. Ama işin ilginç yanı, Atlas üzerine yazılmış Lied aslında bir aşk acısını anlatıyor. Omuzlarında evreni taşımak, bazen sevdiğimiz birini kaybetmenin ya da ona ulaşamamanın yüküyle eşleşebiliyor. Mitoloji yalnızca tanrıların hikâyesi değil; o anlatılarda kendimizi, duygularımızı, kayıplarımızı buluyoruz.
Zaman ilerledikçe geriye dönüp baktığımızda neler yaptığımızı görmek, zamanın ve mekânın bir yerlerine çentik atmak yeni şeylerin inşası için güç devşirebileceğimiz alanlar oluyor. Şimdiden geriye dönüp baktığınızda sizin için özel olan konserler, performanslar hangileriydi?
Benim için her konser, her temsil çok özel. Her sahnede, her seyircide farklı bir atmosfer oluşuyor ve ben o akışın içinde kaybolmayı seviyorum. Müziğin ve sahnenin en büyüleyici yanı da bu; zamanın duruyormuş gibi hissettirmesi. Ama bazı anlar var ki, hafızamda hep yer edecek. Yıllar önce Hänsel und Gretel temsili sırasında, sahne orman dekoruyla kaplıydı. Temsilin ortasında nereden geldiğini anlayamadığımız bir güvercin sahneye girdi. Ağaçlardan birinin dalına kondu, bir süre orada kaldı, sonra seyircinin üzerinden süzülerek uçtu, tekrar sahneye döndü ve aynı dala yerleşti. Temsilin sonuna kadar orada kaldı, sanki oyunu izliyordu. O gün Dietrich Fischer-Dieskau’nun vefat ettiği gündü. Bu rastlantı bana her zaman ilginç gelmiştir. Tüm konserlerim, temsillerim kendi içinde bir yolculuk ama bazı anlar, sahnenin beklenmedik sürprizleriyle daha da unutulmaz oluyor.