Anadolu ile Mezopotamya efsanelerini ve mitlerini çalışmalarının ana konusu haline getiren sanatçı Ahmet Güneştekin’in Kayıp Alfabe adlı sergisi, 17 Ocak’tan itibaren Artİstanbul Feshane’de sergileniyor. İlmek ilmek sanat ve emek kokan, sadece gözlerime değil; zihnime de hitap ederek beni derin düşüncelere sürükleyen bu sergide gezerken her bir eserin içindeki saklı hikâyeleri düşünmeden edemeyeceksiniz.

whatsapp-image-2025-01-31-at-22-41-50-2
Alfabe Ağacı | Fotoğraf Kaynağı: Dilay Muran

Küratörlüğünü Christoph Tannert’in yürüttüğü sergide coğrafyası değiştirilen insanların hafızalarını taşıyan nesnelerden oluşan enstalasyonlar, izleyiciyi kişisel ve toplumsal tarihle yüzleştiren hafıza çalışmaları ve tarih anlatısını genişleten video ve ses işleriyle dikkat çekiyor. Ayrıca, sanatçının buluntu nesnelerin mikro detaylarına yaptığı müdahalelerle oluşturduğu üç boyutlu eserler, taş ve metal kullanarak yaptığı heykeller, mitolojik unsurları yorumlayan tuvalleri ve kırkyama tekniğiyle ürettiği çalışmalar da var.

Kurulumu 31 gün süren bu muhteşem sergide Ahmet Güneştekin’in tanımladığı şekilde bir dil birlikteliği mevcut. Serginin teması olan hafıza, göç, bellek ve alfabe gibi kavramlar, tüm eserlerde bir bütün olarak işlenmiş. Bu sayede hikâyeden asla kopmadan birbirini destekleyen disiplinlerden oluşan eserlerin önünde dakikalarca düşünebilir hatta onlarla sohbet edebilirsiniz. Ben hepsine iki çift laf ettim. 😊 Sergide geçmiş, özlem, yas, huzur, sevinç gibi duyguların harmonisini hissettim. Sanki bir sanat sergisi değil de hayatın ta kendisiydi.

bavul
Kayıp Alfabe | Fotoğraf: Dilay Muran

Alfabeyi kaybetmek, kültürü ve ruhunu kaybetmektir. Bir tekneye yerleştirilmiş yüzlerce çanta ve sandıktan oluşan bir enstalasyon bizi karşılıyor. Sanatçı bu eserle mübadeleye dikkat çekiyor. Sergiyi gezerken başta sesi anlamlandıramadığım ve görevliye sorarak öğrendiğim bir şey var; teknedeki çantaların arasından bütün sergi alanına yayılan ve kesintisiz devam eden bir kedi sesi geliyor -ki ilk duyduğumda alanda gerçekten yavru bir kedi olduğunu düşündüm- meğersem bu; insanların mübadele sırasında göç ederken evcil hayvanlarını yanlarında götürmelerine gönderme yapıyormuş. Ahmet Güneştekin bu eserini; “Bir valiz, bir hayat demektir.” şeklinde tanımlıyor.

Tuvale atılan her fırça darbesinin bir hikâyesi var bence. Her eser, geçmişle bugün arasında bir köprü kurarak kendimiz ve dünya ile yüzleşmemizi sağlıyor. Mitler, efsanelere konu olmuş kahramanlar, kayıplar, ölümler… Koca bir sanat hayatının birikimini keşfettiğimiz bu alanda bir serginin ötesinde sanki bir filmin, kitabın veya şiirin içinde gibiydim. 

kapi-3
Lilith’i Üzmeyecektiniz | Fotoğraf: Dilay Muran

Sergide ana motif olarak kapı, güneş halkaları, insan figürleri, Lilith ve Şahmeran gibi mitolojik imgelerin kullanıldığı görülüyor. Ancak kapı motifi birçok eserde kullanılarak geçmiş ve bugün arasındaki geçişi simgeleyen önemli bir tema olarak öne çıkıyor. “Bir kapıdan doğar insar dünyaya, başlar aranmaya, ilk adımını bir kapı eşiğinden atar.” diyor sanatçı Ahmet Güneştekin.

İlginizi çekebilir: Ecem Çelen’den Neden Renkli Kapılar?

kapi-3-2
Huzur Kapısı | Fotoğraf: Dilay Muran

Her biri farklı renk ve dokudaki bu kapılara bakarken hayatım boyunca geçtiğim kapıları düşünmeden edemiyorum. Sahi kapı ile yolculuğumuz nasıl başlıyor? Bana kalırsa her kapının bir anlamı ve izi var üzerimizde. Değiştiren- dönüştüren, hayalleri gerçek yapan, cesaret ve güvene açılan kapılar iyi ki var gerçekten. Çarptığımız, geçmekten korktuğumuz hata kapıları, bazı yanılgıların kapıları, geçmediğimiz ya da geçemediğimiz kapılar da iyi ki varlar. Şimdi ben de kendi kapılarıma şöyle bir bakıyorum da hayatımın her alanında yer alan kapılara sonsuz teşekkür ederim.

Sevgili okur; bu eserler bana bunları düşündürürken, peki ya sen hayatındaki tüm kapıları keşfetmeye ve kabullenmeye hazır mısın?

​Ahmet Güneştekin’in “Kayıp Alfabe” adlı sergisini 20 Temmuz’a kadar Artİstanbul Feshane’de ziyaret edebilirsiniz.

Kapak Fotoğrafı: Dilay Muran

İlginizi çekebilir: Artsy Magger’dan İstanbul’un Güncel Sergileri