Kentsel Bellek Ögeleri: Yaşadığımız Yerle Aramızdaki Bağ

Geçtiğimiz günlerde Galleria’ya gittim; bilen bilir Ataköy’de bulunan Galleria, Türkiye’nin ilk alışveriş merkezi. Kendi kulvarındaki en iyi mimari örneklerden biri olmasının yanı sıra, ev sahipliği yaptığı markalarıyla şaşaalı ve birden fazla jenerasyon için çocukluk-gençlik dönemlerinde gitmesi “havalı” bir yerdi. Fame City, bowling salonu, buz pateni pisti ve bana göre uzun bir süre şehirdeki en şık AVM sinemasıyla harika anları unutulmaz anılara dönüştüren bir yerdi. Son birkaç yıldır hayalet bir mekâna dönüşen hâline kadar da bu gösterişli tavrını sürdürmeyi başardı. Google’da aratırsanız dediklerimi doğrulayacak pek çok deneyim ve anı yazısı bulabilirsiniz. Bir süredir önündeki bilindik restoran ve kafeler ile içeride birkaç mağaza, banka, eczane ve market dışında hiçbir yer açık değil. Bu hayalet AVM versiyonunu her gördüğümde hüzünlenirim ama son gidişimde biraz daha fazla etkilendim sanki bu durumdan. Sonra kentsel bellek ögeleri arasında olduğuna inandığım Galleria’dan yola çıkarak kentsel bellek kavramını düşündüm. Bu kavramın hayatımızdaki yeri ve üzerimizdeki etkisinin, sandığımızdan çok daha fazla olabileceği kanısına vardım.

Fark ettim ki ve hepimiz fark ediyoruz ki yaşadığımız şehirlerin silüeti günden güne değişiyor. Ben son birkaç yıldır düzenli olarak İstanbul’da yaşamasam da bir İstanbullu olarak bu şehir üzerinden kentsel bellek hakkında birkaç kelam etmek isterim. İstanbul inanılmaz hızlı değişen bir yer; iki ay boyunca girmediğiniz bir sokağa iki ay sonra girdiğinizde yepyeni mekânlar, yıkılan binalar hatta daha fazlası sizi karşılar.
















