En zor yanı kendinizi ve diğerlerini, hep birlikte bir film yapabileceğinize inandırmak. Hayatınızın birkaç yılını oldukça riskli ve sizi nereye götüreceğine çok da emin olmadığınız bir işe adamak zorunda oluyorsunuz. Bilinmedik bir yola sapmak gibi… [Crumbs’ın çekildiği] Etiyopya’da sanatı destekleyen bir kamu fonu yok; İspanya’da ise tüm fonlar kayboldu gibi. Yine de tahminim ikinci bir filmimin olacağı yönünde; film yapmak hayat boyu süren bir macera…
Size en çok ilham veren filmler/yönetmenler hangileri?
Ben Akdeniz akıntılarının, güneş ışığının, hayat dolu trajikomedinin, hafifliğin, masumiyetin ve neşenin çocuğuyum. Bu ruhun hocaları da Buñuel, Berlanga, Fellini, Pasolini, Ferreri, Sergio Leone gibi Akdenizli yönetmenlerdir. Tek bir film söylemem gerekirse, Buñuel‘in komik, cüretkar, punk, naif ve gençlik enerjisiyle dolu ve Un chien Andalou’nun varisi olan L’âge d’or / The Golden Age filmini seçerdim. Aynı ruhu Afrika sinemasının en büyüleyici filminde, Moustapha Alassane‘ın Le retour d’un aventurier / The Return of the Adventurer filminde de bulabilirsiniz. O da Jean Rouch‘un en izleyici dostu filmleri Moi un noir ve Jaguar‘dan ilham almıştır.