Kıskanmak: Edebiyattan Ekrana Kalbin Zehri

Edebiyatın, sinemanın ve televizyonun yolları kimi zaman aynı hikayede farklı perspektiflerde kesişir. Nahid Sırrı Örik’in 1946’da yayımlanan ilk romanı Kıskanmak, kıskançlık duygusunun insanda nasıl bir zehre dönüşebileceğini taşranın kasvetli havasında anlatırken; Zeki Demirkubuz’un 2009 yapımı filmi aynı hikayeyi bozmayarak karanlık sinematografisi ile kasaba atmosferinin ağır ve basık havasını seyirciye hissettirerek yeniden kurar. Şu anda NOW TV’de yayımlanan dizi uyarlaması ise bu hikayeyi İstanbul’un görkemine taşıyarak ve biraz da seyirciyi heyecanlandıracak entrikalar katarak yeniden yorumluyor. Böylece kitap, film ve diziden oluşan bu üç farklı eser hem anlatım biçimleri hem de işlendiği dönemin toplumsal bağlamlarıyla birbirinden ayrılırken, ortak bir konuyu anlatıyor: İnsanı içten içe çürüten o duygu; kıskanmak.

Romanın sayfalarını karıştırıp ana karakterin iç dünyasını keşfederken bir yandan da ana karakterin film ve dizide nasıl ele alındığına karşılaştırmalı olarak bakalım. Yazıyı okurken Zeki Demirkubuz’un filmde kullandığı Hauser’den Adagio size eşlik etsin.












