Kitabın “Memleket Yazıları” olarak adlandırılan ilk bölümünde daha çok deneme, anı ve öykü türleri arasında bir tada yakın olan yazılar yer alıyor. Taşra, memleket, millet ve son olarak İstanbul (güzelleme ve ağıt) üzerinden memleket meselelerine toplum olarak nasıl baktığımız anlatılıyor. Kitabın ikinci kısa bölümü olan “Fotoğraflar Anlatıyor“da ise fotoğraflar eşliğinde Bıçakçı Gümüş Ahmet’in hikâyesi anlatılıyor. “Büyük paralar harcayarak şahsi bandosunu kurmuş bir adam olması, elli yıldan fazla bir süre boyunca bando ve klasik batı müziği aşkından vazgeçmemesi onu hikâyenin kahramanı yapıyor.” (s.44) Yazarın eline geçen fotoğraflardaki detaylardan da faydalanarak Gümüş Ahmet anlatılıyor.
Öyküler: Kitabın En Kapsamlı Bölümü
Kitabın son ve en kapsamlı bölümünde otuz öykü yer alıyor. Bu bölümün başlığı “Memleket Hikâyeleri“. Öykülerde, dışlanma, toplumsal aksaklıklara tepkisiz kalma işleniyor ve bu meseleler farklı kökenlerden gelen yurttaşlardan başlanarak köy ahalisine, komşulara, ailelere yani “evlere” indirgeniyor ve en küçük topluluğun içerisinde bile bir başkasının ötekileştirildiğine ilişkin örnekler yer alıyor. Farklı kökenlerden gelen yurttaşlar, şarkıcı baba, şarkıcı babanın kızı, Alman gelin, Japon turist, Doktor ve ailesi, Batılılık-Doğululuk meselesi arasında sıkışmış insanlar, Erzurum’a giden otobüs yolcusu gibi farklı olduğu düşünülen bireylerin toplumda algılanma biçimi; çoğunluktan farklı olanların ötekileştirilmesi ve sürü psikolojisi ile bunun güçlendirilebilmesi ihtimâli…