Klee ve Matisse: Tunus’ta, Işığın Peşinde

Yirminci yüzyılın başında, modern sanatın yönünü tayin eden iki büyük usta, Avrupa’nın gri ve endüstriyel havasından kaçıp Akdeniz’in güneyine, ışığın ve rengin gücüne sığındılar. Henri Matisse 1906 ve 1912 yıllarında, Paul Klee ise 1914’ün baharında Tunus topraklarına ayak bastığında, sadece coğrafi bir seyahate çıkmamışlardı; kendi sanatlarında köklü bir devrimin eşiğindeydiler. Kuzey Afrika, oryantalist ressamların iddia ettiği gibi sadece gizemli ve egzotik bir Doğu masalı değildi. Matisse ve Klee için Tunus; ışığın formu erittiği, İslam geometrisinin soyutlamaya kapı araladığı ve renklerin özgürlüğünü ilan ettiği bir laboratuvardı.

Renkle Gelen Aydınlanma: “Ben ve Renk Biriz”
Paul Klee, Tunus’a gitmeden önce kendisini ağırlıklı olarak grafik, çizgi ve tonlama üzerine odaklanmış bir sanatçı olarak tanımlıyordu. Renk, onun için çözülmesi gereken karmaşık bir denklemdi. Ancak 1914 Nisan’ında Tunus’a attığı ilk adım, bu direnci tamamen kırdı.












