Bağırsaklarımız
Anatomik olarak bağırsaklarımız abdominal boşluktaki en uzun organımız, ortalama 12 metre kadar bir boyu var. Biyoloji dersinden de bildiğiniz üzere de bağırsaklarımız besin emilimi ve boşaltım üzerine bir görev üstleniyor. Bu görevi yerine getirirken de çok fazla yardımcısı var. Bunlar da mikroorganizmalar yani bakteriler, virüsler, mantarlar ve arkeler. Bu mikroorganizmaların bağırsaklarımızdaki sayısı 100 trilyondan fazla. Size bu sayının büyüklüğünü şöyle anlatabilirim, yapılan çalışmalarda bir insanın vücudunda toplam 30-40 trilyon arası hücre olduğu söyleniyor. Yani buna göre bağırsaklarımızdaki mikroorganizmalar sayıca bizden en az 3 kat daha fazlalar.
Bilim insanları onlardan, genetik kodları da olduğu için, mikrobiyota olarak bahsetmeye başladılar ve ben de mikrobiyota olarak anlatmaya devam edeceğim. Bu mikrobiyotalarımızla yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmez bizim, yeme alışkanlıklarımız bile aynıdır. Mesela bugün yemekte canınız pizza mı çekti, aslında o pizzayı siz mi yemek istediniz yoksa bağırsaklarınızdaki arkadaşlar mı istedi ayrımını yapamayız; çünkü o gün yiyeceğiniz yemek konusunda sizin kadar onun da söz hakkı var. Bu konuyla ilgili çok değişik teoriler var ve bence inanılmaz ilginç ama şimdilik onlardan bahsetmeyeceğim; çünkü okumam gereken önemli bir kitap var onu okuduktan sonra daha ayrıntılı anlatabilirim.
Bağırsaklarımız Neden İkinci Beyin?
Gelelim bağırsaklarımıza neden ikinci beyin denildiği kısmına. Bağırsaklarımızda yaklaşık 100 civarında hormon üretimi yapılıyor. Bağışıklık sistemimizin görevlerinin % 80’i bağırsaklar tarafından karşılanıyor ki bu da sağlık açısından ne kadar önemli bir organımız olduğunu anlatmaya yetiyor. Bağırsaklarda yer alan dopamin ve serotonin metabolizması beyne göre daha yüksek seviyede. Serotonin ise bağırsak hareketleri dahil çeşitli vücut faaliyetlerini etkileyen bir kimyasal. Bağırsaklarımız ve genel psikolojik sağlığımız arasındaki bağı açıklayan unsur da serotonin ve tahminen yüzde 80-90’ının sindirim sistemimizde üretilmesi mutluluğumuzu oldukça etkiliyor. Bu yüzden seratonin psikiyatrik rahatsızlıklarla da ilişkili. Uzun süre stres altında kalmak, serotonin düzeylerini azaltıyor ve duygusal durumumuzu etkiliyor.