Ortak Frekans: Kolektif Tükenmişlik Hissine Karşı Ne Yapabiliriz?

Maruz kaldığımız gündem o kadar yoğun ki, bazen ruh halimizi haber akışından ayırt etmek bizim için çok güçleşiyor. Tuhaf bir yorgunluk, neye ait olduğunu tam çözemediğimiz bir iç sıkıntısı… Belki de hepimizin üzerinde dolaşan bu halsizlik, bireysel olmaktan çok daha fazlası: Adı konmamış bir kolektif tükenmişlik.

Fotoğraf Kaynağı:Pexels
Duygusal gürültülerin ortasında, zamanla hangi hissin gerçekten bize ait olduğunu, hangisinin dışsal kaynaklı olduğunu anlayamıyoruz. İçsel enerjimiz ise, sürekli tetikte tutulan bir sinir sistemi tarafından yavaş yavaş tüketiliyor – artık yalnızca yorgun değil; çoğu zaman köksüz, bitkin ve tepkisiz hissediyoruz.
Üstelik bu tükenmişlik sessiz bir şekilde bulaşıyor. Bildirimler, görseller, bitmeyen açıklamalar… Hepsi zihnimizin içindeki “acil durum hattını” sürekli aktif tutuyor. Tam olarak neye üzgün olduğumuzu bilmeden üzülüyoruz, kimi zaman neden kaygılı olduğumuzu bilmeden tetikte kalıyoruz ve duygularımız biz fark etmeden senkronize oluyor. İşte tam da bu yüzden, hem kendimize hem birbirimize iyi gelebilecek bazı yolları hatırlamak sandığınızdan çok daha önemli.
Peki bu ortak frekansta, yüklerimizi hafifletmek mümkün mü?
Evet, tabii ki mümkün. Hatta – psikolojide bu durum, kolektif travma, duygusal bulaş (emotional contagion) ve sekonder travma gibi kavramlarla açıklanıyor. Yani bireylerin, doğrudan deneyimlemedikleri halde, başka insanların yaşadığı duygusal zorlanmalardan etkilenmesi ve bu duyguların bir topluluk içinde fark edilmeden yayılması söz konusu. Özellikle kriz, felaket, toplumsal çalkantı veya siyasi gerilim dönemlerinde; insanlar farkında olmadan başkalarının kaygısını, korkusunu, hatta çaresizliğini içselleştirebiliyor. Tahmin edeceğiniz üzere, yayılım ise sosyal medya, haber akışı, gündelik sohbet gibi birçok görünmez kanal aracılığıyla gerçekleşiyor.













