Her gün atık sahalarından dökülen milyonlarca ton organik
atık toprağa karışarak doğaya en çok zararı veren sera gazlarından birini,
metan gazını ortaya çıkarıyor. O kadar ki, dünyaya salınan sera gazlarının
%8’inin sorumlusu gıda atıkları. Biriken organik atıkların toprağa karışması
işlemi için gerçekleştirilen çok sayıda toplama ve taşıma gibi faaliyetlerin
tükettiği enerjiden, sudan bahsetmiyoruz bile. İşte kompost yapımı, tüm bu
süreçlerin karşısında durarak, yalnızca kabuklarıyla bile sayısız besin
değerine sahip olmaya devam ettiklerini farkında olmadığımız sebzeleri,
meyveleri ve daha pek çok organik atığı dönüştüren, toprak için adeta vitamin
deposu niteliğinde bir yöntem.
En temel anlatımla kompost; sebze ve meyve kabukları,
yumurta kabuğu, dökülmüş yapraklar gibi organik atıkların yeniden toprağa
kazandırılmak üzere bir araya getirilmesiyle elde edilen doğal gübreye deniyor.
Organik atıklardan kompost yapmak, çöpe giden mutfak atığı miktarının
azaltılmasında rol oynadığı gibi, toprak yapısını da iyileştiriyor çünkü besin
maddelerini toprağa geri kazandırıyor. Böylece toprağın pH dengesini
düzenliyor, havalanmasını sağlıyor, toprağın nemi tutmasını kolaylaştırarak
verimini artırıyor. Yapay gübreler bitkilere gerçek anlamda ihtiyaç
duymadıkları zamanlarda da besin aktarırken kompost, bitkilerin istedikleri
zamanda alabilmelerine olanak sağlayan besin maddelerini içeriyor. Aynı zamanda
kompost karışımının eklendiği toprağın mikrobiyolojik çeşitliliği de artıyor.
Kompostun soğuk ve sıcak kompost olmak üzere iki farklı
yöntemi olsa da, her ikisinde de temel mantık yeşil ve kahverengi malzemeleri
doğru oranda üst üste yerleştirmek. Yine de bu iki yöntem, kompostun oluşma
süresi açısından birbirinden ayrılıyor. Sıcak kompost bir ay gibi kısa bir
sürede oluşurken, soğuk kompost yapmak yaklaşık bir yıllık bir zaman dilimi
gerektiriyor. Bu bilgiden de yola çıkarak, soğuk kompostun sıcak komposta
kıyasla daha kolay ve risksiz bir yöntem olduğunu söyleyebiliriz.