İstanbul ve Körler Ülkesi: Sevda Kuşun Kanadında

Byzantion, Augusta Antonina, Nova Roma, Konstantinopolis, Kostantiniyye, İslambol ve nihayet İstanbul Bizans ve Osmanlı imparatorluklarından sonra bugünümüze, Cumhuriyet dönemine şahitlik etmiş bir şehir. Aslında şahitlik ettiği dönemleri, yaşantıları ve insanların var olma çabasını düşününce; İstanbul için şehir demek sanki çok yetersiz kalıyor. Tarih boyunca metropol ve kozmopolit yapısından ödün vermeyen İstanbul’u sevmenin ortası olmuyor; ya tutkuyla seviyorsunuz ya da fırsatını bulayım buradan kaçayım diye zaman kolluyorsunuz. İstanbul üzerine konuşulacak, yazılacak çok şey var ama ben size bugünümüzün nam-ı diğer bohem semti Kadıköy ile ilgili bir efsaneden bahsetmek istiyorum. Körler Ülkesi…

Efsaneye göre Megara Kralı Bizas belli sebeplerden dolayı Yunan yarımadasını terk etmek ve yerleşecek yeni bir yer bulmak zorunda kalır. Kral için hiç kolay bir karar değildir. Yaşadığı toprakları bırakıp halkını yanına alıp yeni bir hayat kurması gerekiyordur. Bu sorumluluğun altında zorlanır, geceleri gözüne uyku girmez. Kral Bizas ne yapacağını, nereye yerleşeceğini bilemez ve kafasındaki bu sorun gün geçtikçe büyümekte iken karısından bir teklif gelir. Karısı krala: “En iyisi kahinden akıl al , o sana doğru yolu gösterecektir” der. Kral en başta kararsız kalsa da ona en iyi yolu kahinin göstereceğini bildiği için, kahine doğru yola çıkar. Kahin, onu dinledikten sonra bir boğazı geçeceksin ve körler ülkesinin tam karşısına yerleşeceksin der. Kral Bizas yola çıkar yolda körler ülkesini sorar karşılaştığı insanlara ama kimse böyle bir yer bilmemektedir. Sonunda nerede olduklarından bir haber şekilde Sarayburnu’na kadar gelirler ve karşılaştıkları güzellik karşısında adeta büyülenirler. Bugün bile düşünüyorum da hak vermemek elde değil sırtını Gülhane Parkın’a yaslayan, büyüleyici Haliç ve Marmara denizini ikiye ayıran Sarayburnu…










