Late Capitalism Aesthetics: Parıltılı Çöküş

Bir zamanlar ütopyalar popülerdi. Daha adil, daha insani, daha “gerçek” bir dünya hayal edilirdi. Bugünse gerçekliğin yerini görüntü, anlamın yerini çoğunlukla estetik alıyor. Şimdi ütopyaların yerini alan geç kapitalizmin bize sunduğu ”Late capitalism aesthetics” olarak adlandırılan bu görünüş rejimi, yalnızca şıklığı değil; yorgunluğu, tükenmişliği ve ironiyi de pazarlıyor. Kapitalizm artık yalnızca cüzdanımıza değil, zevklerimize, melankolimize, sosyal medyaya, güzellik algısına da talip. Ve biz, bu parıltılı çöküşü hem eleştiriyor hem de beğeniyoruz.

Late Capitalism Aesthetics: Parıltılı Çöküş | lazywomen.com
Estetik Olarak Kapitalizm
Frederic Jameson’un tanımıyla postmodernizm, geç kapitalizmin kültürel mantığıdır. Bu mantık, yalnızca neyi satın aldığımızı değil; nasıl giyindiğimizi, nasıl hissettiğimizi ve hatta nasıl yandığımızı belirler. Bugün vitrinlerde gördüğümüz cansız, androjen mankenler; beyaz duvarlı kafelerde yudumlanan minimal latte’ler ya da taşınan çantalar, geç kapitalizmin sessiz ama iddialı imajlarını temsil eder. Gösteriş, artık fısıldayarak yapılır: Quiet luxury.
Tüketim Eleştirisinin Tüketime Dahil Edilmesi

Geç kapitalizmin ustalığı, kendisine yöneltilen eleştiriyi bile yeniden paketleyip pazarlayabilmesinde saklı. Antikapitalist sloganlarla satılan tişörtler, terapiden alınmış kavramlarla yazılmış kurumsal e-mailler ya da tükenmişliğini “aesthetic” bir biçimde paylaşan sosyal medya hesapları… İnsanlar sistemin farkındadır, ama bu farkındalık bir dönüşüm değil, bir aksesuar haline gelmiştir. Eleştiri bir poz halini alır ve poz, en çok tıklanandır.










