Lizbon’un Çizgisi: Wings’lenin, Özgür Ruhlu Bir Şehre Uçuyoruz!

Bir yanda kahkahaları sokağa taşan teras partileri diğer yanda ise bütün şehri bir açık hava sanat müzesine dönüştüren mozaik kaplı binalar. Bize sorarsanız dünyada çok az şehir; Lizbon’un cıvıl cıvıl enerjisine, sanatçı ruhuna ve çabasız sakinliğine yetişebiliyor. Gelin, Wings’in dünyayı keşfetmek isteyenlere sağladığı ayrıcalıklardan aldığımız ilhamla birkaç günlüğüne bütün ciddiyetimizi rafa kaldıralım ve en az yerel halkın kıyafetleri kadar karmaşık desenli giysilerimizi valize koyup yola çıkalım. Çünkü Lizbon; yokuşlarını çıkmaya razı olduğumuz sürece içimizdeki çocuğu özgür bırakmamıza izin verecek kadar dost canlısı bir şehir. O zaman haydi Wings’lenin, karmaşanın huzur veren harmonisini yansıtan bir şehre uçuyoruz!

Lizbon 101
Küçükken dinlediğimiz “Uzak diyarların birinde…” şeklinde başlayan masalları hatırlıyor musunuz? Artık bu gizemi çözmenin vakti geldi: o “uzak diyar” aslında Lizbon! Korsanlar, deniz kızları, unutulmaz aşklar… Sonuçta Fernando Pessoa’nın doğduğu, evinde kitap olmayan José Saramago’nun edebiyat ile tanıştığı bir şehirden bahsediyoruz: Tabii ki masal gibi. Bu masal gibi olan şehre en az 3-4 gününüzü ayırmanızı ve bu günlerin bir kısmının mutlaka hafta sonuna denk gelmesini öneriyoruz. Çünkü hafta içi, Lizbon’un yerel kültürünü sakin bir şekilde deneyimlemek; hafta sonu ise herkesin sürekli bahsettiği o muhteşem enerjiyi anlamak için en doğru zaman! Mevsime gelecek olursak; Lizbon, her zaman çok güzel! Fakat turistlerin azaldığı sonbahar ayları, sizi yerel halkın bir parçası gibi hissettirecek bir mevsim.





















